(2004 S. K. m. 16)
Dava: Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 12.6.1986 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İnfaza konu Pasinler Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.12.1981 tarihli ilamın hüküm fıkrasında, bu davanın keşfi sırasında hudutlar belirtilmiş ve ilamda yazılı sınırlar içinde kalan tarladan davalının müdahalenin menine karar verilmiştir. Ayrıca infazda fen bilirkişisinin düzenlediği krokinin nazara alınmasına işaret edilmiştir. Davacı alacaklı vekilinin isteği üzerine borçluda hazır olduğu halde mahallinde 30.6.1982 günü düzenlenen tutanak gereği tahliye ve teslim işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu işleme karşı vaki, borçlunun alacaklıya 8 dönem fazla yer teslim edildiğine dair şikayeti üzerine merciin 20.12.1984 tarihli kararı ile 30.6.1982 günlü infazın ilama ve krokiye uygun ve bunlar dairesinde teslim yapıldığı gerekçesi ile itirazın ve şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu kararın borçluya tebliğ edilip edilmediğine ve temyiz olunduğuna dair dosyada bir açıklık yoktur.
Bu kere 3.5.1985 tarihinde yeniden icra memurluğuna müracaatla daha önceki infazdan bahisle, 4.5 dönüm yer fazla teslim edildiğini öne sürmüştür. İcra memurluğu aynı gün verdiği karar uyarınca mahalline gitmiş ve yeni bir infaz işlemini gerçekleştirmiştir. Bu son işleme karşı bu kere merci nezdinde şikayetçi olan taraf ilam davacısıdır.
Merci, dosyada mevcut ve aleyhine temyiz yoluna gidip gidilmediği belli olmayan 20.12.1984 tarih 983/11-1984/20 sayılı merci kararı ayakta olduğu halde, bu kararda yer alan görüş aleyhine yeni bir infaza gitmek suretiyle ve bu kararı hükümden düşürür biçimde ve onun aksine yeni bir karar veremez. Bu karar yanlış ise ancak aleyhine temyiz yoluna gitmek suretiyle hatalı olduğu öne sürülebilir.
Kaldı ki, son infaz işleminde ilamın dayanağı dava dosyasında yer alan keşif zaptı ve orada düzenlenmiş krokiyi yapan kişi mümkün olduğu nispette mahallinde hazır bulundurulmak suretiyle bir çözüme gitmesi zorunlu olmasına rağmen yeni bilirkişiler ve fen memuru marifetiyle uygulama yapılması ve evvelki infaz işleminin bozulmasına müncer olacak şekilde sonuca gidilmesi de kabul biçimi bakımından isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazları yukarıda yazılı nedenle yerinde görülmekle merci kararının İİKnun 366 ve HUMKnun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 06.02.1987 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy