(2004 S. K. m. 127, 134)
Dava: Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 14.7.1986 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Müşteki tapuda hissedar bulunduğu halde satış ilanının kendisine yapılmadığını, bu nedenle ihalenin usulsüz olduğunu öne sürerek feshini şikayet yoluyla istemiştir. Müştekinin taşınmazda hissedar olduğu tarafların kabulündedir.
İİK'nun 127. maddesi hükmüne göre belli ikametgahları veya mümessilleri varsa, ilanın birer suretinin borçluya ve alacaklıya ve gayrimenkulün tapu sicilinde kayıtlı bulunan bütün alakadarlarına tebliği gerekir. Bu hüküm kamu düzeniyle ilgili amir bir hükümdür. Mercice kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Müştekinin tapu sicilinde hissedar bulunduğu, satış ilanının kendisine tebliğinin zorunluğu olduğu ve esasen fesih nedeni olarak da bu hususun öne sürüldüğü ve muhammen bedelle satış bedeli arasında fark bulunup zarar unsurunun da mevcut olduğu nazara alınmadan ve satış ilanı tebligatının usulüne uygun olup olmadığı konusunda bir inceleme yapılmaksızın tebligatın usulsüzlüğünden ötürü menfaatlerinin ihlal olunduğunu ispatlayamadığından bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsiz,
Sonuç: Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden merci kararının İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27.04.1987 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy