(7201 S. K. m. 12, 13, 32) (1086 S. K. m. 76) (2004 S. K. m. 6)
Dava: Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahalinden daireye 14.07.1997 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Merciye verilen şikayet dilekçesinde ödeme emri tebligatının borçlu şirketle ilgisi olmayan birine yapıldığı ve takipten 13.05.1997 tarihinde uygulanan hacizle haberdar olunduğu açıklanmıştır. Başvuru bu şekliyle usulsüz tebliğ nedenine dayalı şikayettir. HUMK.nun 76. maddesi gereğince olayın hukuki tavsifi hakime aittir. Dilekçede gecikmiş itirazdan söz edilmesi talebin hukuki niteliğini etkilemez. Merci Hakimliğinin anılan konuya yönelik gerekçesi bu nedenle yerinde görülmemiştir. 7201 Sayılı Kanunun 12. ve 13. maddelerinde hükmü şahıslara tebligatın nasıl yapılacağı yazılıdır. Tebligat, selahiyetli mümessile yapılır. Bunlar, mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ödeme emri tebligatında (mümessilin bulunmadığı) açıklanmadan katip olduğu yazılı bir şahsa tebligatın yapıldığı yazılıdır. Kaldı ki, adı geçenin şirkette çalışmadığı dilekçe ekindeki belge ile sabit olup, aksine kanıtlanmış değildir. Bu hali ile ödeme emri tebligatı usulsüzdür. Seçilen takip şekline göre borçlunun öğrenme tarihinden itibaren süresinde icra dairesine başvurup takibe itiraz ettiğide anlaşılmıştır. 7201 Sayılı Kanunun 32. maddeside nazara alınarak tebliğ tarihinin borçlunun beyan ettiği 13.05.1997 olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK.nun 366. ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25.09.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy