(6762 S. K. m. 587, 690)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 31.7.2000 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: TTK'nın 690. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 587. maddesi uyarınca görüldüğünde veya görüldüğünden muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart kılınan bir bonoya faiz şartı konulabilir. Diğer bütün bonolardaki böyle bir şart yazılmamış sayılır. Ancak alacaklı ile borçlu arasında daha önce faiz konusunda yapılmış olan anlaşma tarafları bağlar. 3095 sayılı kanunun 2. maddesine göre de sözleşme ile yasal faizin aksi kararlaştırılabilir. Somut olayda takip dayanağı bonunun vade tarihinin mevcut olmasına ve bu sebeple görüdüğünde ödenecek bonolardan bulunmamasına nazaran faiz şartı konulamaz ve esasen bonoda yazılı bir faiz koşulu yok ise de alacaklı faiz istemini taahhütname başlıklı belgeye dayandırmıştır. Bu durumda mercice duruşma açılarak anılan belge tarflara gösterilip beyanları alındıktan sonra borçlu tarafından taahhütteki imzanın kabul edilmesi veya ona ait olduğunun saptanması halinde akti faiz uygulanarak itirazın sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 3.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy