(2004 S. K. m.193)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Karar: 1 ) Aynı dosya ile ilgili 08.09.2000 tarihli mercii kararının Dairemizin 21.11.2000 tarihli kararı ile bozulmasından sonra takip borçlusu Ahmet'in 13.12.2000 tarihinde iflasına karar verildiği, sözü edilen kararın 10.05.2002 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Borçlunun iflası ile malları, rehin alacaklısının rüçhan hakkı saklı kalmak kaydı ile iflas masasına girer ve müflis hakkındaki takipler İİK' nun 193. maddesine göre durur. Ancak, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla daha önce takip başlatılmışsa bu takipler durmaz. Sözü edilen takiplere müflisin iflas tarihinden sonra iflas masasına karşı devam edilir.
Somut olayda, borçlu Ahmet takipten sonra iflas ettiğine göre, iflas masasının takibe dahil edilerek takibin sürdürülmesi ve keza mercii nezdinde ki yargılamaya da müflis yerine iflas idaresine tebligat çıkarılıp yöntemince yargılamaya dahil edilerek sürdürülmesi gerektiği halde mercice anılan hususun değerlendirilmemesi isabetsizdir.
2 ) Öte yandan, alacaklının aynı zamanda iflas masasına alacağını kaydettirmek için başvurduğu isteminin reddedilmesi üzerine Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1056 esas sayılı dosyasında kayıt kabul davası açıldığı ve sözü edilen bu davanın devam ettiği anlaşıldığından mercice borç miktarının saptanması yönünden çelişik bir duruma sebebiyet verilmemesi bakımından anılan dosya getirtilip incelenmeden yazılı şekilde sonuca varılması da doğru değildir.
3 ) Bundan başka, rehinli malların bir kısmının takipten sonra 22.09.1998 tarihinde 3. kişiye satıldığı dosyadaki belgelerden anlaşıldığından bu kişinin adına icra emri çıkarılarak takibe dahil edilip edilmediğinin araştırılmaması, gerektiğinde yargılamaya da dahil edilip edilmeyeceğinin düşünülmemesi de isabetsizdir.
4 ) Rehinli malların bir kısmının üçüncü kişiye devredilip rehin borçlusu olarak bu kişi hakkında takibin devam etmesi halinde bu taşınmazlar yönünden müflis borçlu Ahmet'in ve onun yerine iflas idaresinin asıl borçlu konumunda takibi mümkün bulunduğundan bu halde, sözü edilen taşınmazlar bakımından hem iflas masasına kaydının hem de rehinli takibin sürdürülmesi mümkündür. Ancak, üçüncü kişiye devredilmeyen taşınmazlar bakımından alacaklının alacağını iflas masasına kaydettirmesi durumunda anılan taşınmazlar yönünden müflis hem asıl hem de ipotek veren borçlu durumunda olacağından alacaklının iflastan önceki bu takipten vazgeçerek rehinli malların satışının iflas idaresi tarafından gerçekleştirilmesi iradesini gösterip göstermediğinin irdelenmemesi de yerinde değildir.
Sonuç: Borçlu İflas İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428.maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy