(2004 S. K. m. 169/a, 170/a) (YHGK.16.10.1996 T. 1996/19-601 E. 1996/711 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mercii kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: İcra takibine süresinde itiraz edilmesinden sonra gerek borçlunun itirazdan vazgeçmesi veya borcu ödemesi ve gerekse alacaklının itirazı kabul etmesi yahut takip şekline göre, icra dairesine başvurup takipten feragat etmesi halleri tazminat isteminin reddini gerektirmez. Aksinin kabulü halinde itiraz üzerine haklı olmadığını anlayan tarafın talebinden vazgeçmesi suretiyle aleyhine tazminata hükmedilmesini engellemesi gibi kabulü mümkün olmayan bir durum ortaya çıkar (HGK.'nun 16.10.1996 tarih 1996/601-711, HGK.'nun 21.3.2001 tarih, 2001/266 sayılı kararları).
Somut olayda, itiraz konusu 1.9.2002 vade tarihli 4.850.000.000.-TL. bedelli senedin, 30.4.2002 tarihli araç satış sözleşmesinin teminatı olarak verildiği, anılan sözleşmedeki imzanın alacaklı vekilince inkar edilmemesi ve sözleşmede senede açık atıf bulunması nedenleriyle borçlular tarafından her ne kadar kanıtlanmış ise de, borcun kabul edilip ödenmesi karşısında İİK.'nun 170/a-son maddesi hükmüne göre bu olgu takibin iptali nedeni teşkil etmez. O halde, Merciice borçluların borca itiraz niteliğindeki başvurularının reddi ile İİK.'nun 169/a-6.maddesi uyarınca itiraza konu asıl alacak üzerinden talebi de bulunan alacaklı yararına % 40 tazminata ve kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden adı geçen lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususlarda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi ve alacaklının yargılama giderleri ile sorumlu tutulması isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.'nun 428.maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy