(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101/2, 84)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 4822 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için borcun, kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında düzenlenen kredi kartı sözleşmesinden doğması ve bu sözleşmeye dayanarak kredi kartı müşterisi tarafından kredi kartıyla alış-veriş yapılması ve nakit para çekilmesinden kaynaklanması gerekir.
Anılan yasanın son fıkrasına göre, tüketicinin kredi verene kanunun yayımı tarihinden 30 gün içinde ( 14.04.2003 dahil tarihine kadar ) yazılı müracaat etmesi halinde bu madde hükümleri uygulanır.
4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, anılan madde gereğince temerrüt tarihindeki asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi ve BSMV uygulanmak ve takipte istenen alacağı geçmemek suretiyle takip tarihindeki alacak üzerinden Harçlar Kanununun 1 sayılı tarife ve Harçlar Kanunu'nun 23. maddesi gereği tahsil harcı ile Avukatlık Ücret Tarifesinin 21. maddesine göre icra nispi vekalet ücreti, takip masrafları ve 6802 sayılı Gider Vergisi Kanununun 28. maddesine göre, faizin BSMV'sinin borca ilavesi gerekir.
Kural olarak Borçlar Kanunun 101. maddesine göre kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi banka tarafından tüketiciye gönderilen son hesap özetinde belirtilen tarih ise de, kredi kartı borçları Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından anılan maddenin uygulama yeri bulunmamaktadır. Kredi kartı sözleşmesinin özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip, hesap kat edildikten sonra borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden, veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşacağından; sözü edilen temerrüt tarihinden yasa gereği bankaya başvuru tarihine kadar ana alacağa ( asıl alacak+ akdi faizden oluşan ) %50 temerrüt faizi uygulanacaktır.
Yukarıda belirtilen biçimde oluşan toplam alacağa icra masrafları ve BSMV ilave edildikten sonra, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemeler Borçlar Kanunun 84. maddesi nazara alınarak borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit taksite bölünmelidir.
Somut olayda borçlu gerek icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde, gerekse yargılama sırasında merciiye sunduğu 18.08.2003 tarihli dilekçede 4822 sayılı Yasada öngörülen süre içinde krediyi veren kuruma başvurduğunu ileri sürmektedir. Bu durumda merciice öncelikle borçlunun anılan yasanın geçici 1. maddesinde belirtilen süre içinde krediyi veren kuruma başvurduğu yönündeki iddia bankadan sorulup doğruluğu araştırılmalıdır. İddianın doğrulanması halinde hesaplama bu yasaya göre yapılmalıdır. Örnek 49 nolu ödeme emrine itiraz edilmesinden sonra itirazın kaldırılması için dava açıldığından verilecek karar infazın nasıl yapılacağını belirleyecektir. O halde, merciice, yukarıdaki ilkeler esas alınarak araştırma yapılmalı ve borçlunun ( borç aslı ile temerrüt sonrasında uygulanacak %50 faiz dışındaki ) takibe yönelik itirazı bu şekilde incelenip sonuçlandırılmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 20.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy