(2004 S. K. m. 366) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin şikayetçi vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Usulüne uygun icra kefaleti olsa dahi, hakkında takip yapılan borçlu hakkında takip kesinleşmeden, icra kefiline icra emri çıkarılamayacağı gibi, borç miktarı kesinleşmeden, kefil hakkında takibin devamı mümkün değildir.
Somut olayda, ihtiyati haciz sırasında geçerli kefalet mevcut ise de, mahkemece asıl borçlu yönünden takibin ve borç miktarının kesinleşip kesinleşmediği araştırılmadan, muteriz kefilin, şikayetinin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy