(2004 S. K. m. 169)
Dava: Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlulardan M. takip konusu senette hiç imzası bulunmadığını ve sorumlu olmayacağını iddia ederek hakkındaki takibin iptalini istemiştir. Bu itiraz, alacaklı tarafından da kabul edilmiştir. İİK'nun 169/a-6. maddesi gereğince "borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde kötü niyeti ve ağır kusuru bulunan alacaklı takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği" düzenlenmiştir.
Lehdar, bonodaki imzanın keşideci borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Bonodaki imzaların borçluların eli ürünü olduğunu kontrol etmeden, ya da imzaların huzurunda atılmasını sağlamadan bonoyu alan alacaklı imzaya itirazları kabul edilenlere karşı başlattığı takipte ağır kusurlu kabul edilmelidir.
Bu durumda İtiraz eden M. lehine mahkemece % 20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı verilmesi gerekirken alacaklının kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı kabul edilerek tazminat isteminin reddi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlulardan M. vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle ve borçlu yararına İİK. 366 ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy