(818 S. K. m. 113) (2709 s. m. 46) (3095 S. K. m. 1, 2)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin Borçlu vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.
Borçlu idare, takipte istenen alacak ihtirazı kayıtsız alacaklıya ödendiğinden bu takiple ilgili olarak yeniden ek faiz talep edilemeyeceğini, çıkarılan muhtıranın iptalini şikayet konusu yapmıştır.
Faiz alacağına mahkeme ilamında hükmedildiğinden Borçlar Kanunu'nun 113/2. maddesi uyarınca-halin icabından anlaşılan durum gereği- bu alacaktan açıkça feragat edilmediği sürece hukuki varlığını koruyacağından alacaklı fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmasa bile zamanaşımı süresinin dolmasına kadar ilamda yazılı eksik kalan faiz alacağını her zaman isteyebilir.
Anayasa'nın 4907 Sayılı Yasa ile değişik 46/son fıkrası hükmüne göre kesin hükme bağlanan (kesinleşmiş) kamulaştırma bedellerinin ödenmemesi halinde 17.10.2001 tarihi dikkate alınarak ilamın kesinleşme tarihi itibarı ile kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması talep edilebilir. Zira henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedeline 17.10.2001 tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı uygulanamaz. Dairemizce Yargıtay diğer daireler görüşlerine ve uygulamalarına uygun olarak yeniden oluşturulan içtihatlarımız doğrultusunda Anayasa'nın 46/son maddesindeki değişikliğin ilamın kesinleşmesinden itibaren uygulanabileceği yönünde görüş kabul edilmiştir. Bu durumda, takip dayanağı ilamın kesinleşme tarihine kadar 3095 Sayılı Yasa hükümleri doğrultusunda faiz oranı istenebileceği, kesinleşme tarihinden sonra ise Anayasa'nın 46/son maddesindeki değişikliğe göre kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden faiz istenebileceği nazara alınarak anlaşmazlığın çözümü gerekir. Mahkemece, ilamın kesinleşme tarihinin tespiti ile talep edilen faizin yukarıda belirtilen kurallar doğrultusunda talep edilip edilmediğinin denetlenerek bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K. 'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy