(7201 S. K. m. 21, 32) (2004 S. K. m. 82/12, 126, 127, 134)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Borçlu vekili icra takip dosyasında yapılan tüm tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğunu belirterek ihalenin feshi ve İİK. nun 82/12. maddesine dayalı olarak haczin kaldırılması talebiyle Mahkemeye başvurmuş, bu dava ile birleştirilen davada ise yine tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu yönündeki iddiasını tekrar ederek takipten 27.11.2001 tarihinde haberdar olunduğunu belirterek takip dayanağı bonodaki imzaya itirazlarını bildirmiştir.
Borçluya 163 örnek numaralı ödeme emri, 103 örnek numaralı davetiye ve kıymet takdir raporu 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapıldığı halde her üç tebliğ işleminde de Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesinin uygulanmadığı görülmüştür. Tüzüğün anılan maddesine göre muhatabın adreste neden bulunmadığı, komşu, kapıcı, yönetici, zabıta amir ve memurları vs. gibi kimselerden sorulmalı, tevziat saatinden sonra adrese geldiğinin tespit edilmesi ve bunun tebligat parçasına yazılıp tevsik edilmesi halinde Tebligat Kanunun 21. maddesine göre tebligat yapılabilir. Somut olayda yukarıda yazılı hususlar yerine getirilmediğinden anılan tebligatlar bu halleriyle usulsüzdür. (HGK. nun 29.12.1993 tarih ve 1993/18-778 E. 1993/876 K.) Kaldı ki, borçlunun tebliğ işlemlerinin yapıldığı tarihlerde yurt dışında olduğu da Emniyet Müdürlüğü yazısı ile sabittir.
7201 Sayılı Tebligat Kanununun 32. maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminde haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Öte yandan ihaleye ilişkin satış ilanının ise borçluya hiç tebliğ edilmediği tespit edilmiştir. İİK. nun 126/son maddesinin göndermesi ile taşınmaz satışlarında da uygulanması gereken aynı kanunun 114/2. maddesi gereğince ilanın şekli, artırmanın tarzı, yer ve günü ve gazete ile yapılıp yapılmayacağı icra müdürlüğünce ilgililerin menfaatine uygun olacak şekilde tespit edilir. Aynı kanunun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Bu işlemin yapılmamış olması başlı başına ihalenin feshini gerektirir. İİK. nun 134/2. madde hükmü gereği ihalenin feshini ilgililer ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç, ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. Öte yandan, anılan Kanunun 6.fıkra hükmüne göre satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet süresi ıttıla tarihinden başlar. Şu kadarki, bu müddet ihaleden itibaren 1 seneyi geçemez. Açıklanan nedenle mahkemece ihalenin feshine karar vermek gerekirken istemin reddi doğru değildir. Ayrıca, Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında öncelikle 7201 Sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca borçlunun beyan ettiği öğrenme tarihi olan 27.11.2001 tarihinin ödeme emri tebliğ tarihi olarak kabul edilmeli, bu tarihe göre yasal süresinde olan imzaya itirazın ve haczedilmezlik şikayetinin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ve yazılı gerekçelerle borçlu taleplerinin süre yönünden reddi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK. nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 28.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy