(2709 S. K. m. 46) (818 S. K. m. 104, 113) (HGK 31.03.2004 T. 2004/12-163 E. 2004/184 K.)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İlama dayalı alacaklarda, açıkça feragat edilmediği sürece, eksik ödenen faiz alacağı yönünden zamanaşımı sonuna kadar takip yapılabilir. Alacak tahsil edilirken eklentilerin saklı tutulmaması, Borçlar Kanunu'nun 113/2. maddesi gereğince ilamlı takiplerde halin icabı gereği sonradan eksik kalan faizin talep edilmesini engellemez. Anayasanın 4709 sayılı yasa ile değişik 46/son maddesi hükmüne göre kesin hükme bağlanan (kesinleşmiş) kamulaştırma bedellerinin ödenmemesi halinde, kararın kesinleşme tarihinden itibaren kamu alacaklı için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması talep edilebilir. Bir başka anlatımla, henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedelleri için Anayasada öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanma olanağı bulunmamaktadır (HGK 06.07.2005 tarih ve 2005/12-471 S.K.). Bu durumda, faiz hesaplaması kararın kesinleşme tarihine kadar 3095 sayılı yasa hükümlerine göre yapılacaktır. Somut olayda bilirkişi raporu yukarıda açıklanan kurala uygun bulunmadığı halde mahkemece buna itibar edilerek hüküm kurulması yasaya aykırıdır. Ayrıca, talep edilen faiz alacağına takipten sonrası için faiz işletilmesi de istenilmiştir. Bu istek Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesine aykırıdır. Zira, kapitale dönüşen faiz alacağı bir paranın faiz geliri elde etmek amacıyla ödünç verilmesi veya herhangi bir şekilde bir süre borçluda kalması üzerine, faiz ödenmesinin öngörüldüğü hallerde söz konusu olur (HGK 31.03.2004 tarih ve 2004/12-163 Esas, 2004/184 Karar). Somut olayda yukarıda açıklanan kural oluşmadığı için icra dairesince yapılacak hesaplama sırasında faiz yürütülemeyeceğine de karar verilmesi gerekirken bu istemin reddi isabetsiz bulunmuş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy