(2004 S. K. m. 149/b) (4721 S. K. m. 887)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İcra takibinin asıl borçlu aleyhine açılması asıldır. Ancak, takip sonunda üçüncü kişinin taşınmazının paraya çevrilmesi söz konusu olduğundan, bu kişi hakkında da takip yapılması gerekir. Bu nedenle de sadece asıl borçlu yada sadece taşınmazını ipotek etmiş olan üçüncü kişi hakkında takip yapılamaz. Nitekim İİK. nun 149/b maddesinde bu kural icra müdürü borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer ödeme emri gönderir denmek sureti ile hükme bağlanmıştır. Şu halde, ipotek veren üçüncü kişi ile asıl borçlu arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Mecburi dava arkadaşlığı nedeni ile davanın davalılardan biri hakkında takip edilmeyerek diğeri hakkında yürütülmesi olanaksızdır. Bu hususun icra mahkemesince doğrudan gözönünde bulundurulması gerekir.
Taşınmazının satılması için hakkında işlemler yapılan ipotek veren üçüncü kişinin bu konuda yasal yola başvurmasında hukuki yararı vardır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre asıl borçlu hakkında takip yapıldığı için ipotek veren yönünden Medeni Kanununun 887. maddesine göre alacaklının tediye talebini kendisine ihbar edip borç muaccel hale geldikten sonra adı geçen hakkında yeniden icra takibi yapılması daha sonra bu dosya ile birleştirilmesi konusunda alacaklıya mehil verilmesi bu işlemlerin yerine getirilmemesi halinde takibin tümü ile iptali gerekeceğinden mahkemece anılan yönde işlem yapılması gerekirken şikayetçinin aktif dava ehliyetinin bulunmadığından bahisle isteminin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 18.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy