(4721 S. K. m. 194, 195) (2004 S. K. m. 276) (HGK. 26.10.2005 T. 2005/12-676 E. 2005/600 K.) (HGK. 19.10.2005 T. 2005/12-652 E. 2005/583 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
HGK nun 19.10.2005 tarih ve 2005/12-652 sayılı ve yine HGK nun 26.10.2005 tarih ve 2005/12-676 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere;
Boşanma gerçekleşse dahi eşlerden birisi diğerine tebaen mecurda oturduğundan İİK'nun 276/son madde hükmü gereğince 3. kişi sayılamazlar. Somut olayda ilgili konutu şikayetçinin eşi 3.kişi takip alacaklısına satarak tahliye taahhüdünde bulunmuştur. Alacaklı bu tahliye taahhüdüne dayanarak kadın aleyhine icra takibinde bulunmuş ve onun itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiği görülmüştür. Bu nedenlerle şikayet konusu olayda İİK'nun 276/son maddesinin uygulama olanağı bulunduğundan bunun aksine mahkeme gerekçesi doğru değildir. Ne var ki, Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesi aynen eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini fesh edemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz hükmünü içermektedir. Mahkemece taşınmazın tapu kaydının aile konutu şerhi taşıyıp taşımadığı, bu iddia ile açılmış bir dava nedeniyle verilmiş bir tedbir kararı bulunup bulunmadığı konuları araştırılıp, varsa bu hususun bekletici mesele yapılacağı göz önünde tutulup sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 08.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy