(1086 S. K. m. 428, 438) (2004 S. K. m. 40, 366)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklılar vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1) İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK'nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi;
2) İİK.nun 40. maddesinin birinci fıkrasına göre takibe konu ilamın bozulması ile icra muameleleri olduğu yerde durur. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulup da aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.
Yukarıda belirtilen kanun hükümlerine göre mahkeme bozma kararına uyarak alacaklının davasının reddine karar verir ve bu ret kararı kesinleşir ise o zaman ilamlı icra takibi son bulur.
Somut olayda tazminat ilamı ilamlı icra yolu ile takibe konmuş olup bu takip nedeniyle gönderilen icra emrine karşı takip borçluları işlemiş faizin ilama aykırı olduğu şikayetin de bulunmuşlardır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi de göre önünde bulundurularak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken takibe konu ilamın Yargıtay 1. Hukuk Dairesince bozulduğundan ve dava konusuz kaldığından bahisle talebi de aşarak takibin iptali yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 15.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy