(4822 S. K. m. Geç. 1)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 16.05.2005 tarih, 6850/10775 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 14.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4822 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde Bu kanun'un yayımından önce borçlunun temerrüdü nedeniyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçları temerrüt tarihindeki anaparaya yıllık %50'yi geçmemek üzere gecikme faizi uygulanmak suretiyle 12 eşit taksitte ödenir.
Kredi kartı borçları nedeniyle gerçekleştirilen her türlü takip yukarıda yer alan hükme göre ilk taksitin ödenmesiyle durur ve son taksitin ödenmesiyle birlikte tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Bu madde, tüketicinin kredi verene kanun'un yayımı tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı müracaat etmesi halinde uygulanır hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda 14.03.2003 tarihinden itibaren yasal 30 günlük süre içerisinde kredi veren bankaya müracaat edildiğinin ispat edilmesi halinde bankanın yukarıda açıklanan madde koşullarında işlem yapmak zorunluluğu vardır. Öte yandan, bankaca belirtilen yeni borç yapılandırılmasında ilk taksitin ödenmesi takibin durması için gerekli olup, bankaca bildirilen bu hesaplamada borçlunun ilk taksiti ödememesi durumunda takip durmaz ise de, tüketicinin yasadan faydalanma hakkını ortadan kaldırmaz. Yerleşik Yargıtay uygulaması ve Dairemizin yeniden oluşturulan son içtihatları bu yönde istikrar kazanmıştır.
Borçlu itirazında 4822 Sayılı Yasa uyarınca istenebilecek faiz miktarının %50 olduğunu, istenen % 225 temerrüt faizine itiraz ettiklerini bildirmiştir. Alacaklı banka vekilinin 16.03.2005 tarihli temyize cevap dilekçesinde borçlunun 4822 Sayılı Yasaya göre başvurusunun bulunduğu, fakat kendilerine tebliğ edilen hesaplama doğrultusunda ödeme yapıldığı ileri sürüldüğüne göre, İcra Mahkemesince borçlunun yasada belirlenen süre içerisinde 4822 Sayılı Yasadan yaralanmak talebi ile bankaya başvuru yapıp yapmadığı araştırılmalı, süresinde başvuru var ise, faize yönelik itiraz yukarıdaki ilkelere göre denetlenmelidir. Sözü edilen bu husus üzerinde durulmadan bilirkişi tarafından takipte talep edilen faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamaya uyularak karar verilmesi yerinde olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekirken onandığı görülmekle borçlu vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Borçlu vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 16.05.2005 tarih ve 2005/6850 E. - 10775 K. sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 10.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy