(2004 S. K. m. 112, 134) (818 S. K. m. 226)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK'nun 134. maddesinde ihalenin feshi nedenleri teker teker belirtilerek gösterilmemiştir. Sadece, (ihalenin Borçlar Kanunu'nun 226. maddesinde yazılı), (satış ilanı tebliğ edilmemiş olması), (satılan malın esaslı niteliklerindeki hata) ve (ihaledeki fesat) nedeniyle ihalenin bozulabileceğine değinilmiştir.
İhalenin bozulma nedenleri gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında;
a) İhaleye fesat karıştırılmış olması
b) Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler,
c) İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler,
d) Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması, Şeklinde sıralanabilir. Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü yukarıda yazılı fesih nedenleri arasında bulunmamaktadır. Ayrıca, menkul ihalelerini düzenleyen İİK. nun 112 ve takip eden maddelerinde düzenlenmediğinden borçluya satış ilanının tebliği zorunlu değildir.
Satış kararında (satış ilanının bilgi bakımından borçluya tebliğ edilmesine, tebliğ olunamamasının satışa engel olmamasına, satışa devam olunmamasına) biçiminde ibarelerin yazılı olduğu görülmüştür. Bu nedenle satış ilanının usulüne uygun olarak borçluya tebliğ edilmemiş olması ihalenin feshini gerektirmeyeceğinden ve ihalenin feshini gerektirecek başkaca da bir neden bulunmadığından, mahkemece ihale işlemini de kapsar şekilde icra takip dosyasında yapılan bütün işlemlerin iptali yönünde hüküm tesisi doğru değildir.
2- İhalenin feshini isteyen A. ve Ö. 'nun takip dosyasında taraf konumu bulunmamaktadır. Menkul ihalelerinde de uygulanan İİK. nun 134/2. maddesinde şikâyet yoluyla fesih isteyebilecek kimseler sınırlı olarak satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler olarak belirtilmiştir. Rehin alacaklısı olan şikâyetçilerin ise satışı yapılan menkul hakkında K. İcra Müdürlüğü'nün 2003/454 esas sayılı dosyası ile 19.02.2003 tarihinde borçlu hakkında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile İcra takibine başladıkları, ancak satış tarihinden evvel, satışı yapılan menkuller hakkında satış isteklerinin bulunmadığı tespit edilmiş olmakla ihalenin feshi davası açmalarına yasal imkân yoktur. O halde Mahkemece 3. kişi durumunda olan rehin alacaklıları tarafından açılan ve asıl dava ile birleştirilen ihalenin feshi istemin aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken işin esası incelenerek ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 24.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy