(6762 S. K. m. 185/1, 193, 208, 212/2, 219/1, 242) (818 S. K. m. 535/4)
Dava: Takibin Ş.L. tarafından Düzce 2. Noterliğinin 21.08.1897 tarih ve 10892 yevmiye nolu imza sirkülerine istinaden şirket adına şirket temsilcisi sıfatıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.
Karar: Alacaklı kollektif şirket 06.06.2001 tarihinde ortaklar tarafından feshedilmiş olup buna ilişkin tescil kararı 25.06.2001 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmıştır. Bu durumda, TTK'nın 193. maddesi uyarınca kollektif şirketi temsil yetkisi fesih ile son bulacağından şirket temsilcisi Ş.L.'nin yetkisinin sona erdiğinin kabulü gerekir. Bu durumda şirket adına herhangi bir işlem yapamayacağından icra takibi de yapamaz.
Alacaklı şirket ortakları vekilince temyize verilen cevapta "aldıkları ittifak kararı ile şirketin sona erdirildiği" belirtilmiş ise de; TTK'nın" 185/1. maddesinin göndermesi ile BK'nın 535/4. maddesi uyarınca ortakların tamamının katılımı ile feshedilen şirket son bulur. Ancak, son bulma ile şirket ortadan kalkmış olmaz. Son bulma ile şirket tasfiyeye girer ve tasfiye sonuçlanıncaya kadar tasfiye ile sınırlı olmak üzere şirketin tüzel kişiliği devam eder. ( TTK 208. mad. ) Ancak, tasfiye halindeki şirketi mahkemelerde ve hariçte tasfiye memurları temsil ederler. ( TTK 219/1. mad. ) Tasfiye memurları şirket sözleşmesi ile veya son bulmadan sonra ortakların ittifakı ile de seçilebilir. Tasfiye memuru seçilmemiş ise TTK'nın 212/2. maddesi uyarınca, bütün ortaklar tasfiye memurları sayılırlar. Ancak, bu hükmün uygulanabilmesi, usulüne uygun olarak seçilmelerine bağlıdır. Dosya kapsamına göre, takibi yapan alacaklı ortağın tasfiye memuru olarak seçildiğine ilişkin bir kayıt bulunmadığından şirket adına takip konusu ilama dayanarak takip yapamaz.
Kollektif ortaklık sözleşmesinin feshinin ticaret sicili memurluğunca ilan edilmiş olması ortaklığın sona erdiğini göstermez. Tasfiye tamamlanıp tasfiye memurları tarafından ticaret siciline ortaklığın silinmesi ve bu işlemler tamamlanıp ilan edilmesi üzerine ortaklık sona erer.
Tasfiye, şirket leh ve aleyhindeki davaların intacı, alacakların tahsili, borçların tamamen ödenmesi ve kalanın son bilanço gereğince ortaklar arasında hisseleri nispetinde bölüştürülmesi işlemlerini tazammun eder.
Şirket feshedilip TTK'nın 242. maddesi uyarınca şirketin ticaret unvanı ticaret sicilinden silinmiş ise artık ortada bir şirketin varlığından bahsetmek mümkün olmayacağından şirket adına yasal bir girişimde de bulunulamaz. Ancak, ticaret sicil memurluğuna husumet tevcihi suretiyle dava açılarak şirketin yeniden ihyasına karar verilmesi suretiyle şirkete tekrar hayatiyet sağlanıp bundan sonra şirket adına talepte bulunulabilir. Şirket hakkında verilecek ihya kararından sonra varsa son tasfiye memuru, yoksa şirket temsilcisi şirketi temsilen şirket adına işlem yapabilir, dava açabilir ( Mahkemece, bu hususta bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır ).
Mahkemece, yukarıda belirlenen kurallar doğrultusunda inceleme yapılarak, alacaklı şirket temsilcisinin takip yapma ehliyetinin olup olmadığı araştırılmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsiz olup mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 10.5.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy