(1086 S. K. m. 159, 163)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içerisinde temyizen incelenmesi borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: HUMK. nun 163. ve 159. maddeleri mahkemece ve taraflara belirli işlemleri belirli edilen sürelerde yapması için sınırlamalar getirmiştir. Bu sürelerin bir kısmı kanun metninde yer almış bir kısmı ise Hakimin takdirine bırakılmıştır. Süre tayini Hakimin takdirine bırakılan hallerde yapılacak işlemin niteliğine göre makul bir süre belirlenmelidir. Hakimin verdiği ve kesin olduğunu belirtildiği sürede taraf belirtilen işlemi mutlaka yapmalıdır. Sürenin bitiminden sonra belirtilen işlemin yapılması mümkün değildir. Şayet yapılmamış ise taraf bu konudaki hakkını kaybeder. Hakkın zayi olması gibi ağır bir müeyyideye bağlanan verilen sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için yapılması gereken işlemler ve ne kadarlık sürede yapılacağı açık ve tam olarak belirtilmesi gerektiği gibi bunların yapılmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.(HGK. nun 21.09.2003 gün ve 14/3447-825 s. kararı)
Kesin mehilin bir amacı da yargılamayı süratle sonuçlandırmaya matuftur. Ancak, somut olayda borçlu vekiline yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda kesin mehil verilmediği nazara alındığında İcra Mahkemesince kesin mehile rağmen belgeler ibraz edilmediğinden bahisle bu aşamada istemin reddi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 16.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy