MAHKEMESİ : Ödemiş İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/04/2006
NUMARASI : 2004/280-92
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2004/1489 talimat sayılı dosyasından 21.09.2004 tarihinde ihtiyati haciz kararı nedeniyle borçlu adresinde haciz işlemi yapıldığı,haciz sırasında hazır olan borçluya takip dayanağı çeklerin gösterildiği ve borçlunun imzaları incelediğini ,çeklerdeki ciro imzalarının kendisine ait olduğunu,borca da bir itirazı olmadığını beyan ederek ihtiyati haciz tutanağını imzaladığı anlaşılmaktadır.
İİK.nun 8/son maddesi gereğince icra tutanakları, kapsadıkları husus hakkında aksi ispat edilebilen karine teşkil ederler. Yani icra tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. İcra tutanağının aksini ispat etmek kural olarak özel bir şekle bağlı değildir. Fakat icra tutanağı bir hukuki işlemi belgelendiriyor ise (örneğin borçlu icra tutanağında borcu ve senetteki imzayı kabul etmiş ve tutanağı imzalamış ise ) o zaman tutanağın aksini ispat etmek ancak yazılı delil ile mümkündür. Somut olayda tutanak hakkındaki iddia maddi bir olaya dayanmadığından yukarıdaki ilkenin uygulanması sureti ile sonuca ulaşılmalıdır. Borçlu vekili kabul beyanının baskı altında verildiği,iradenin fesada uğratıldığı ve ikrah halinin bulunduğu nedenleri ile tutanağın geçerli olmadığını ileri sürmüştür.Bu iddialar yargılamayı gerektirip genel mahkemede incelenebilir.O halde , borçlu ihtiyati haciz tutanağının aksini yazılı bir belge ile isbatlayamadığına göre Mahkemece imza itirazının reddine karar verilmesi gerekirken borçlunun kabul beyanına rağmen imza incelemesi yapılarak itirazın kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de; İİK’nun 170/3 maddesi gereğince inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığı, mahkemece aynı Kanunun 68/a maddesine göre yapılan inceleme sonucunda anlaşılmış ise, itirazın kabulü ile birlikte takibin durdurulmasına karar verilir.Mahkemece anılan yasa hükmüne aykırı olarak takibin durdurulması yerine iptaline karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 11.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.