(2709 S. K. m. 46) (818 S. K. m. 84) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içerisinde temyizen incelenmesi borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Anayasa'nın 4709 Sayılı Kanun ile değişik 46/son fıkrası hükmüne göre kesin hükme bağlanan (kesinleşmiş) kamulaştırma bedellerinin ödenmemesi halinde 17.10.2001 gününden itibaren kamu alacakları için ön görülen en yüksek faizin uygulanması talep edilebilir. Bir başka anlatımla henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedeli için 17.10.2001 gününden itibaren kamu alacakları için ön görülen en yüksek faiz oranı uygulanmaz. Anayasa'nın 46/son maddesindeki değişikliğin ilamın kesinleşmesinden itibaren uygulanabileceği hesaplamada nazara alınmalıdır. İcra Mahkemesince takip dayanağı ilamın kesinleşme gününe kadar 3095 Sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda (Bütçe Kanunlarında yer alan yıllar ve oranlar gözetilerek) faiz oranı talep edilebileceği, kesinleşme gününden sonra ise Anayasa'nın 46/son maddesindeki değişikliğe göre kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden faiz istenebileceği gözetilerek anlaşmazlığın çözümü gerekir.
Alacaklı vekili takibinde, BK.nun 84. maddesine dayanarak bakiye kalan alacak ile bunun Anayasa 46/son madde hükmüne göre ödeme gününe kadar işleyecek faizini talep etmiştir. BK.nun 84. maddesi gereğince ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için borçlunun faizi ve masrafları ödememede gecikmemiş olması zorunludur. İcra Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor yukarda açıklanan ilkelere uygun değildir. Mahkemece takip dosyaları ve yapılan bütün ödemeler ödeme tarihleri itibari ile incelenerek ilamda belirtilen asıl alacak dikkate alınmak suretiyle yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan düşülmesi, böylece BK.nun 84. maddesinin uygulanması suretiyle her üç takip dosyası ve toplam alacak başlangıçtaki ilk ödemeden itibaren hesaplanıp alacaklının bakiye bir alacağının kalıp kalmadığının tespiti gerekir. Bakiye alacağın mevcudiyeti halinde bu alacağın Anayasa 46/son maddesine göre faiz hesabı yapılması için bilirkişiden yeniden Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK. 366 ve HUMK. nun 428. maddeler uyarınca BOZULMASINA, 26.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy