MAHKEMESİ : Gaziantep 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/04/2008
NUMARASI : 2006/218-2008/264
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından Gaziantep (1) Aile Mahkemesi’nin 16.06.2007 tarih 2003/264 2005/662 karar sayılı kararı dayanak yapılarak borçlu hakkında ilamlı takibe geçildiği ve adı geçene toplam 10.200 YTL birikmiş nafaka ile takip sonrası için ilama göre işleyecek nafaka alacağının tahsili için icra emri gönderildiği tespit edilmiştir. Borçlu vekili takipte evvel nafaka borcunun tamamının ödendiği iddiasıyla takibin iptali talebiyle icra mahkemesine başvurmuştur.
İlama bağlı alacaklar ile ilgili olarak başlatılan takibe itiraz edilmesi halinde icranın geri bırakılması isteminin hangi belgelere dayalı olarak ileri sürülebileceği İİK. 33 ve sonraki maddelerinde hükme bağlanmıştır.
Borçlu itfa itirazına dayanak olarak çeşitli havale dekontları alışveriş faturaları banka hesap extreleri sunmuştur. Alacaklı vekili tarafından bu ödemelerin hiçbiri kabul edilmemiş nafaka borcuna istinaden ödenmediği bu nedenle ödendiğine dair kayıt-şerh taşımadıkları ileri sürülmüştür. Mahkemece bilirkişi raporu alınmışsa da bu raporda alacaklı tarafından sunulan tüm ödeme belgeleri hesaplamada esas alınmış mahkemece anılan rapor doğrultusunda borçlunun itfa itirazı kabul edilerek icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm vermeye yeterli değildir.
Öncelikle borçlunun itfa itirazına dayanak yaptığı havale dekontları ve banka hesap ekstrelerinin İİK. 33. maddesinde yer alan nitelikte olup olmadıkları saptanmalı belgelerde nafaka borcu için ödeme yapıldığı yönünde açıklama aranmalıdır. Bu şekilde nafaka için yapıldığı açıkça belirtilmeyen çeşitli ödemeler (çocukların okul taksidi kurs ücreti servis ücreti giyim ücreti…. gbi) ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi olacak kabul edilmesi ve nafakaya mahsup edilmemelidir. Yerleşik Yargıtay içtihatlara göre nafaka borcuna açıkça atıf yapılmayan İİK. 33. maddesine dayalı olmayan bu gibi ödemelerin ahlaki bir borcun yerine getirilmesi niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.
Mahkemece yukarıda açıklanan genel ilkeler ışığında inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken tüm ödemelerin nafaka borcuna istinaden yapıldığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 13.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.