MAHKEMESİ : Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/05/2008
NUMARASI : 2008/459-2008/417
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip için yetkili icra dairesi de kural olarak genel haciz yolu ile takipteki gibidir. Yani HUMK.nundaki yetki hükümleri (HUMK. 9-27) kambiyo senetlerine mahsus haciz yolundaki yetki hakkında da kıyasen uygulanır.(m.50,I)
Buna göre, bu takip için de genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesidir.
İcra takibi, kambiyo senedindeki borcun ödeneceği (ifa edileceği) yer icra dairesinde de yapılabilir.(İİK. m.50,I, HUMK. 10.)
Yine, ihtiyati hacizden sonra ihtiyati haciz kararını vermiş olan mahkemenin bulunduğu yerdeki icra dairesinde de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılabilir. (İİK. 258. m. 50. I. HUMK. 12)
Somut olayda borçlu hakkında çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmış, borçlu ise süresinde mahkemeye yaptığı başvuruda yetki itiazında bulunmuştur. Mahkemece borçlunun yetki itirazı her ne kadar takibin ihtiyati haciz kararı ile başladığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.04.2008 tarih 2008/466-466 D.iş. sayılı ihtiyati haciz kararı 22.04.2008 tarihinde icra mahkemesine sunularak infazı istenmiş 25.04.2008 tarihinde bu yönde haciz talimatları yazılmıştır. Oysa takip ise anılan ihtiyati haciz kararından önce 17.04.2008 tarihinde harç yatırılmak suretiyle başlatılmıştır. O halde takip öncesinde alınan bir ihtiyati haciz kararından söz edilemez.
Takibe konu çekin keşide yeri Şanlıurfa olup, muhatap banka şubesi yine Şanlıurfa’dır. Çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde muhatap bankanın bulunduğu yer ödeme yeri sayıldığından buradaki icra dairesi de ayrıca akdin yapıldığı yer olması nedeniyle çekin keşide edildiği yer icra dairesinde başlatılması mümkün olduğundan mahkemece borçlunun yetki itirazının kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 17.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy