MAHKEMESİ : Çanakkale İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/10/2008
NUMARASI : 2007/308-2008/368
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Takip sırasında alacaklı, BK.nun 83/son maddesi gereğince tahsil tarihindeki kur üzerinden paranın tahsilini istemez ise; bu durumda vade tarihinden takip tarihine kadar 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işlemiş faiz talep edebilir. Ayrıca bu durumda, takip tarihinden tahsil tarihine kadar da değişen reaskont faizi oranlarına göre aşamalı olarak faiz uygulanmasını isteyebilir. (3095 sayılı kanunun 4489 sayılı kanunla değişik 2.md)
Somut olayda borçlu aleyhine yapılan ilamlı takipte, takip dayanağı ilamda toplam 23000 DM'nin ödeme günündeki kur karşılığının, dava tarihi olan 20.9.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Yani Borçlar Kanunu'nun 83/son maddesinde ifade edilen (yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.) şeklindeki seçimlik hak ilamda kaldırılmış ve yabancı para alacağının ödeme günündeki kur karşılığının ödenmesi hükme bağlanmıştır.
Alacaklı vekili takip talebinde ve ödeme emrinde, yabancı para alacağını İİK.nun 58/3.maddesinin amir hükmü gereğince Türk parasına çevirmiştir. Bu olgu yasadan kaynaklanan bir zorunluluktur. İlamda alacağın ödeme günündeki kur üzerinden tahsili hüküm altına alınmıştır. Bu durumda faizin yukarıda açıklandığı üzere yabancı para faizi olarak hesaplanması zorunludur. Mahkemece hükme esas alınan 14.3.2008 tarihli bilirkişi raporunda ise yukarıdaki açıklamaların aksine yabancı para alacağının Türk parasına çevrilerek Türk Lirası üzerinden faiz hesabının yapıldığı ve mahkemece bu rapor esas alınarak karar verildiği anlaşılmıştır.
O halde, mahkemece yukarıda açıklanan kurallar ışığında yeniden bilirkişi raporu alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 02.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy