MAHKEMESİ : Malatya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23/01/2008
NUMARASI : 2007/168-2008/34
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı Malatya İl Özel İdare Müdürlüğü’nün kira alacağına dayalı olarak yapmış olduğu tahliye istemli takibin kesinleşmesi üzerine icra mahkemesince 2003/141-332 sayılı 30.07.2003 tarihli kararla borçlunun mecurdan tahliyesine karar verildiği görülmüştür. İncelenen icra dosyasında tahliyenin infazı için 12.07.2007 tarihine kadar herhangi bir işlem yapılmadığı görülmüştür. Kural olarak 15.05.2002 tarihli takip sonucunda alınan 30.07.2003 tarihli tahliyeye ilişkin ilamın infazının 3 yıllık kira dönemi içinde istenmesi gerekir idi. (kira müddeti: 05.10.2000-05.10.2003 olduğundan) 12.07.2007 tarihinde tahliye açısından dosyanın yenilemesi üzerine borçlu icra müdürlüğüne müracaatla akdin yenilendiğinden bahisle yenileme işlemine itiraz etmiş, icra müdürlüğünce bu hususta takdir yetkileri olmadığından talep reddedilmiştir. Bu nedenle icra müdürlüğü işleminin iptali için icra mahkemesine başvuran borçlu, taraflar arasında 31.05.2006 tarihinde düzenlenen Sulh anlaşmasını ibrazla akdin yenilendiğini ileri sürmüş ise de icra mahkemesince işlem reddedilmiştir. İncelenen Sulh Sözleşmesinin 2. maddesinin 3. fıkrasında açıkça “sözleşme gereği gibi ifa edildiği takdirde borçlu ibra edilmiş olacaktır. Açılmış icra takibi ve dava varsa borç sözleşme gereğince tamamen ödendikten sonra feragat vazgeçme ve konusuz kalmaya ilişkin tüm yargılama giderleri ve vekalet ücreti borçlu tarafından peşin ödenmek suretiyle İl Özel İdaresi’nce gerekli işlem yapılacaktır. Sözleri hüküm altına alınmıştır. 18.09.2007 tarihli alacaklı vekili cevap dilekçesinde borçlu kiracının gereği gibi borcunu yatırmış olduğu açıkça kabul edilmiştir. Bu durumda kira akdinin yazılı olması şart olmayıp sözlü kira akdi de olabileceğinden ve yasal 3 yıllık kira dönemi içinde tahliyeye ilişkin ilamın infazının istenmemesi de gözetildiğinde dosyanın yenilendiği tarih itibariyle taraflar arasında yeni bir kira akdinin oluştuğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece şikayetin kabulüne karar vermek gerekirken reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 20.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy