MAHKEMESİ : Kadıköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/03/2009
NUMARASI : 2008/1392-2009/233
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlu vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklı vekili tarafından iki adet bonoya dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, borçlu ..... örnek 7 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine adı geçenin yasal sürede icra dairesine verdiği dilekçe ile senet bedellerini ödediğini, bu nedenle borcu olmadığını, takibin üç yıllık sürede yapılmadığını ileri sürerek borca itiraz ettiği, alacaklı vekilinin itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmıştır.
Borçlu tarafından icra dairesine verilen itiraz dilekçesinde takipte talep edilen işlemiş faiz alacağına yönelik herhangi bir itirazının bulunmadığı tespit edilmiştir. İİK. nun 63.maddesi "itiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez" hükmünü öngörmüştür. Bu nedenle borçlu vekili tarafından yargılama sırasında işlemiş faiz alacağına yapılan itirazın dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda yasal sürede icra dairesine itiraz edilmeyerek kesinleşen işlemiş faiz alacağı yönünden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de; her ne kadar icra takip dosyası içinde bulunan senet fotokopilerinde tanzim ve vade tarihleri mevcut değil ise de, mahkemece takip dayanağı senet asıllarının incelenmesinde; 7.100.000.000TL.( 7.100,00YTL) bedelli bonoda tanzim tarihinin 30.03.2001, vade tarihinin 30.04.2001, 9.000.000.000TL.( 9.000,00YTL) bedelli bonoda ise tanzim tarihinin 10.04.2001, vade tarihinin 10.05.2001 olarak yazılı olduğu belirlenmiştir. Buna göre bonoların tanzim ve vade tarihlerinin senet tedavüle çıkarken mevcut olması yeterli olup ne zaman çekildiği anlaşılamayan senet fotokopilerinde bu tarihlerin bulunmayışı gerçekte ve tedavüle çıkarılırken mevcut olmadığını göstermez. TTK.690 madde yoluyla uygulanması gerekli 592.maddesine göre tamamen doldurulmadan bono düzenlenebileceğinden tanzim ve vade tarihinin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı bir belge ile kanıtlanması gerekir.
Öte yandan, TTK’nun 690.maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 661. maddesinde, poliçeyi kabul edene (bonolarda keşideciye) karşı açılacak davaların vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı öngörülmüştür. Somut olayda takip dayanağı bonoların vade tarihleri ile takip tarihi arasında üç yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir. Ancak bonoların zamanaşımına uğramış olması kambiyo senedi vasfını kaybettirmez ve onları adi senet haline getirmez. (Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2008 tarih ve 2008/12-542 esas, 2008/521 karar sayılı kararı)
Hamil,muayyen bir günde ödenmesi gereken poliçeyi (bonoyu) bu tarihte ve bu tarihi takip eden iki iş günü içinde ibraz edebilir. (Prof.Dr. Fırat Öztan Kıy.Ev.Huk. S.674) Gerçekten TTK.nun 615/4 maddesi gereği bononun vadesi muayyen bir gün olarak tesbit olunması halinde, bonoyu tanzim eden keşideci borçlu ödeme zamanında senedin kimin elinde olduğunu bilemeyeceğinden senet hamili TTK.nun 620.maddesi gereği ödenmek üzere bonoyu keşideciye ibraza mecburdur.Bononun vadesinde keşideciye (tanzim edene) ibrazı ile borçlu mütemerrit olur. Senedin vadesinde anılan kanun gereği ibraz olunmadığı ahvalde, keşideci borçlu TTK.nun 624.maddesi gereği masraf ve hasar hamile ait olmak üzere bono bedelini notere tevdi ederek borçtan kurtulur. Bu gereği yerine getirmeyen keşideci borçlunun vadesinde senedin ödenmek üzere kendisine ibraz olunmadığına ilişkin iddiası mercide tartışma konusu yapılamaz.
Vadesinde ibraz olunup da ödenmeyen bononun hamili TTK.nun 637/11. Maddesi gereğince temerrüt tarihi olan vadeden itibaren faiz talep edebilir.
Nitekim 11.12.1957 tarih ve 17/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da adi senette dahi vadenin olması halinde, faizin vade tarihinden itibaren istenebileceği kabul edilmiştir. (HGK. nun 22.03.2000 tarih ve 12-706/181 sayılı kararı )
O halde, alacaklı bonoların vade tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 2/2.maddesinde öngörülen avanslarla ilgili ticari işlerdeki temerrüt faiz oranı üzerinden faiz talep edebileceğinden mahkemece yazılı gerekçe ile işlemiş fazi yönünden itirazın kaldırılması isteminin reddi yönünde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 13/10/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy