MAHKEMESİ : Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/02/2009
NUMARASI : 2008/538-2009/148
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İcra Mahkemesince, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takipte, takip öncesi ödeme itirazının İİK.nun 168/5 maddesinde belirtilen yasal beş günlük sürede yapılıp yapılmadığının tetkiki zorunludur.
Somut olayda, borçlu şirket vekili itiraz dilekçesinde, ödeme emri tebliğinin usulsüz yapıldığı şikayeti ile birlikte takibe konu çekin gününden önce elden ödendiğini belirtmiş ve 12/11/2007 tarihli “Anlaşmadır” başlıklı belge ile 26/02/2008 tarihli “belgedir” başlıklı iki adet belgeyi delil olarak ibraz etmiştir. Gerek itiraz dilekçesi içeriğine gerekse 12/11/2007 tarihli belgeye göre itirazın, takip tarihinden önceki ödemeye ilişkin olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu itiraz yukarıda açıklandığı üzere yasal beş günlük süreye tabidir. Borçlu, ödeme emri tebliğine göre yasal süreden sonra icra mahkemesine yaptığı şikayetinde, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğünü de ileri sürdüğünden, icra mahkemesince bu husustaki şikayet değerlendirilip, 7201 Sayılı Kanunun 32.maddesine göre başvurunun süresinde olduğunun tespiti halinde, işin esasının incelenmesi gerekirken, bu husus değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Kabule göre de;
TTK.nun 730.maddesinin göndermesi ile çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 599.maddesi gereğince, çekten dolayı kendisine müracaat edilen kimse keşideci veya önceki hamillerden biri ile kendisi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan şahsi def’ilerini yetkili hamile karşı ileri süremez. Borçlunun açıklanan nitelikteki def’inin geçerli olabilmesi için hamilin çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin takip hukuku açısından geçerli yazılı bir belge ile kanıtlanması zorunludur.
Somut olayda, keşideci borçlu ile lehtar borçlu şirket arasındaki ödeme belgelerinin hamile karşı ileri sürülebilmesi ve geçerli kabul edilebilmesi için, yukarıda belirtilen koşulların oluştuğu, diğer bir ifade ile alacaklı hamilin, çeki iktisap ederken bile bile borçluların zararına hareket ettiği yönünde bir belge sunulamadığına göre ödeme itirazının reddi yerine kabulü de doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 20.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy