MAHKEMESİ : İskenderun İcra Mahkemesi
TARİHİ : 01/02/2007
NUMARASI : 2006/1042-2007/23
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 01.06.2007 tarih, 8473-11594 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu vekili, takip konusu çeklerden 30.5.2006 tarihli ve 28.800 Dolar tutarlı çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediğini, diğer iki çekin ise ibraz müddetinin bitiminden itibaren 6 aylık sürede takibe konulmadığını, takip öncesi zamanaşımının oluştuğunu, bu nedenle takibin iptalini istemiş, mahkemece 30.5.2006 tarihli ve 28.800 Dolar tutarlı çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmemesinin alacaklının kusurundan kaynaklanmadığı, ancak çekte vade geçersiz olup görüldüğünde ödenebileceği, dolayısıyla el koyma kararından önce ibrazının mümkün olduğu, bu nedenle çek vasfını yitirdiği, diğer iki çekin ise, adli emanete alınmış olmaları nedeniyle takibe konulamadığı, bu nedenle zamanaşımının durduğunun kabulü ile bu çeklere ilişkin şikayetin reddine karar verilmiştir.
Alacaklı tarafından yapılan temyiz başvurusu, süresinde olmadığı gerekçesiyle ret edilmiş ise de,1.2.2007 tefhim tarihine göre son günün hafta sonu tatiline denk geldiği, dolayısıyla 12.2.2007 tarihli temyizin süresinde olmasına rağmen sehven süreden ret kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Dairemizin 1.6.2007 tarih, 2007-8473 Esas,2007-11594 Karar sayılı süreden ret ile ilgili kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verildikten sonra, 1.2.2007 tarih, 2006-1042,2007-23 sayılı mahkeme kararının esas yönünden incelenmesine geçildi:
Mahkemenin gerekçeli kararında belirtildiği üzere, 30.5.2006 tarihli ve 28.800 Dolar tutarlı çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmemesinin alacaklının kusurundan kaynaklanmadığı, 18.1.2006 tarihli el koyma tutanağından anlaşılmaktadır. Zira el koyma kararı ile alacaklı yönünden “kendisine kusur atfedilemeyecek” bir mücbir sebep doğmuş bulunmaktadır. Dolayısıyla çeklerin kendisine teslim edildiği 6.11.2006 tarihine kadar Türk Ticaret Kanunundaki ibraz ve zamanaşımı gibi diğer sürelerin işlemeyeceği aşikardır. Mahkemenin kabul gerekçesinde her ne kadar “…ancak çekte vade geçersiz olup görüldüğünde ödenebileceği, dolayısıyla el koyma kararından önce ibrazının mümkün olduğu,dolayısıyla çek vasfını yitirdiği” belirtilmiş ise de, çekin el koyma kararından kaç gün önce tanzim edildiği, yani ibraz için öngörülen 10 günlük süre geçtikten sonra bu çeklere el konulduğu anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla dosya kapsamına göre müphem olan bu durum alacaklı aleyhine yorumlanamaz.
Bu durumda, adli makamlarca takip konusu çeklere el konulması nedeniyle süresinde bankaya çeki ibraz edemeyen alacaklının, 30.5.2006 tarihli ve 28.800 Dolar tutarlı çeki, kendisine teslim edildiği 6.11.2006 günü bankaya ibraz ettiği, dolayısıyla mücbir nedenin ortadan kalktığı gün yapılan bu ibrazın süresinde kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile aksi yönde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile temyiz isteminin süreden reddine ilişkin 01.06.2007 tarihli onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 26.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy