MAHKEMESİ : Karabük İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/03/2009
NUMARASI : 2009/133-2009/134
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Haciz tarihinde yürürlükte bulunan 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 121.maddesinde "Bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları dışında, haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez" hükmüne yer verilmiştir.
İİK.nun 83-a maddesi gereğince borçlunun, hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair alacaklı ile yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir. Anılan maddenin amacını açıklayan gerekçesinde de "...Borçlunun, hacizden önce sonuçlarını tahmin edemeyeceği cihetle, bir mal veya maaş yahut ücretin haczedilemeyeceği yolunda şikayette bulunmayacağını bildirmesinin, lehine olan yasa hükmünün uygulanmasından feragat etmesinin hükümsüz sayılacağı, zira, bir malın ne derece haczedilemez olduğunun, borçlunun ve ailesinin haciz anındaki durumlarına göre saptanabileceği..."ifade olunmuştur. Bu durumda borçlunun haciz sırasındaki, ya da haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu haklardan vazgeçmesi geçerli olabilir.
Somut olayda takip kesinleştikten sonra 06.12.2007 tarihinde yazılan haciz yazısı ile borçlunun SSK'dan almakta olduğu emekli maaşının 1/4'ü üzerine haciz konulduğu, SSK tarafından verilen cevapta, 2008 Şubat ve müteakip aylıklardan kesinti yapılıp dosyaya yatırılacağının bildirildiği ve kesintilerin başladığı, daha sonra 22.05.2008 tarihinde borçlu icra müdürlüğüne bizzat başvurarak ticaretle uğraştığını, aylık 1500-2000 YTL civarında geliri olduğunu beyan ederek, maaşında haciz dahi olsa tamamının kesilmesine muvafakat ettiği anlaşılmış ve bu muvafakatı üzerine 9.12.2008 tarihinde borçlunun muvafakati doğrultusunda emekli maaşının hacizsiz kalan kısmının tamamı üzerine haciz konulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda borçlunun 22.5.2008 tarihindeki haczedilmezlikten feragate ilişkin bu beyanı geçerli ve süreklilik kazanan Yargıtay kararlarına uygundur. O halde, mahkemece şikayetin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 28.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy