MAHKEMESİ : Manavgat İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/03/2009
NUMARASI : 2007/308-2009/65
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlular aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe karşı borçlular, süresinde icra mahkemesine başvurarak imzaya itiraz etmişler, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 23 Mayıs 2008 tarihli raporu ile imzanın borçlulara ait olduğu tespit edilmiştir.
Borçlular vekili, 6.8.2008 tarihli dilekçe ile dayanak bononun vade tarihinde tahrifat yapıldığını ileri sürmüş, bunun üzerine mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Ancak bu istem İİK.nun 168/3.maddesinde öngörülen 5 günlük süreden sonra olduğu için bu yönde hiçbir inceleme yapılmaksızın bu istemin süre aşımından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 5 Ocak 2009 tarihli raporuna göre; inceleme konusu senedin "Tediye tarihi" bölümü ve matbu metin bölümünde evvelce yazılı ödeme tarihlerinin gün hanesi birler basamağında bulunan "1" rakamının farklı fiziki evsafta bir kalem kullanılarak, üzerinden gitme ve tamamlama yöntemi ile halen okunur "7" rakamına dönüştürülmüş olduğu tesbit edilmiştir.
TTK.nun 690.maddesinin göndermesi ile bonolarda da ugulanması gereken aynı kanunun 615.maddesi gereğince iki farklı vade bulunması halinde senet bono vasfını taşımaz.
Somut olayda, 01.05.2007 tanzim tarihli senedin vadesinin 01.07.2007 veya 07.07.2007 olması, her iki tarihin de tanzim tarihinden sonraya ait olması nedeniyle kambiyo vasfını etkilemez. Adli Tıp raporuna göre senedin hem rakamla yazılı tediye kısmı, hem de matbu metin içindeki vade kısmı aynı şekilde düzeltildiğinden senette iki ayrı vade tarihinin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, itirazın esas ve süreden reddine karar verilmesi gerekirken 5 Ocak 2009 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu yanlış yorumlanarak yazılı şekilde davanın kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 28/10/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy