MAHKEMESİ : Malatya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/06/2008
NUMARASI : 2007/469-2008/365
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 23.02.2009 tarih, 23131/3505 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 45.maddesi asıl borçlular ile ilgili düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin rehni veren hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçilmesini önlemektedir. Borçlar Kanununun 487.maddesinde ise; "Kefil borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise, alacaklı, asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakte tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhine takip yapılabilir" denilmektedir.
Yasa koyucu anılan madde ile alacaklının haklarını güvence altına alarak istemiş ve ona asıl borçluya takip etmese ve rehin gibi alacağın sağlam teminatına müracaatta bulunmasa dahi doğrudan kefili takip hakkı vermiştir. Bu durumda kredi sözleşmesine dayanılarak genel haciz yolu ile kefiller hakkında takip yapılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 14.10.1972 tarih ve 1972/215-841 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Kredi sözleşmesi müteselsil kefili hakkında ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile ipoteğin paraya çevilmesi yolu ile takip yapılması, aynı zamanda aleyhinde genel haciz yolu ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı konularak takip yapılmasına engel değildir. Ancak kredi sözleşmesinin müteselsil kefilleri kendi kefaletlerinin teminatı olarak ipotek vermişler ise haklarında öncelikle İİK.nun 45.maddesinde öngörülen rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması zorunluluğu vardır.
Somut olayda alacaklı banka ile ............................ arasında imzalanan kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil konumunda olan ......................, ....................... ve ....................... hakkında, kredi hesabı kat edilip hesap özeti gönderilerek Malatya 3.İcra Müdürlüğünün 2007/2050 esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlatılmıştır. Kredi sözleşmesi kefillerinden .....................ve ..................... kredi kullanan şirketin borcunu temin amacı ile taşınmazlarını banka lehine ipotek verdiklerinden ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile borçlu ...................................... ile birlikte aleyhlerinde Malatya 3.İcra Müdürlüğünün 2007/2049 esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ayrı bir takip daha yapıldığı görülmektedir.
Takip borçlularının örnek 7 ödeme emrine karşı süre içerisinde icra dairesinde yaptıkları itirazlarında aynen; "Tüm alacaklar konusunda müdürlüğünüzün 2007/2049 nolu dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı için borca ve fer'ilerine itiraz ediyorum. Ayrıca takipte istenen faiz miktarına ve faiz oranına itiraz ediyorum. Takibin tüm kısımlar üzerinden durdurulmasını talep ediyorum" şeklinde beyanda bulundukları görülmektedir. Borçluların itirazı, borcun miktarına değil borçla ilgili ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı için bu takibin mükerrer olduğuna yöneliktir.
Bu nedenle icra mahkemesinin, borçlulara gönderilen hesap özetlerinin İİK.nun 68/b maddesi uyarınca İİK.nun 68.maddesinde sayılan belgelerden sayılıp sayılmadığının incelenmesine gerek yoktur. Yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olan borçlulardan ....................... ile ..................'in aynı zamanda ipotek veren üçüncü kişi olduğundan haklarında ayrı ayrı tahsilde tekerrür olmama koşulu ile hem ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip hem de genel haciz yolu ile takip yapılabilir.
Şu halde mahkemece borçluların takip hukukuna ilişkin mükerrer takip itirazlarının kaldırılması faize ve faiz oranına yönelik itirazların ise incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gereklidir.
Borçluların itiraz dilekçelerinde bir talep olmadığı ve yukarıda belirtilen nedenlerle gerek de bulunmadığı halde hesap özetlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilmediği, bu haliyle de kesinleşmediğinden ve İİK.nun 68/1.maddesinde sayılan belgelerden olmadığından bahisle alacaklının itirazının kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkeme kararının yukarıda belirtilen nedenlerle bozulması gerekirken Dairemizce onanmasına karar verilmesi doğru olmadığından alacaklı banka vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ :Alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.02.2009 tarih ve 2008/23131 E. – 2009/3505 K.sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 10/11/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy