MAHKEMESİ : Samsun 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/04/2009
NUMARASI : 2009/193-2009/263
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 45.maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen kimsenin "rehni veren" hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçilmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır.
Hemen belirtelim ki, İİK.nun 45.maddesi borçlu için getirilmiş bir kural olup,kefiller hakkında uygulanmaz. Boçlar Kanununun 487.maddesinde ise, (kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek-müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu bilgi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise; alacaklı, asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel, kefil aleyhine takibat icra edebilir.) denilmektedir. Boçlar Kanununun açıklanan hükmüne ve takip dayanağı kredi sözleşmesi içeriğinde kefaletin müteselsil olduğunun yazılmasına göre şikayetçi hakkında genel haciz yolu ile takip yapılmasında yasaya aykırılık yoktur. (HGK.nun 14.10.1972 tarih, 215/841 sayılı kararı-Prof Dr.Baki Kuru İcra ve Hukuku C.3.S.2395)
Ayrıca genel taahhütnamede müşterek borçlu müteselsil kefil konumunda olan borçlu hakkında genel haciz yolu ile takip yapılmış, bundan ayrı asıl borçlu hakkında da rehnin çevrilmesi yolu ile takibe geçilmiştir. Borcun sebebi aynı olduğuna göre mahkemece tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla itirazın reddine karar verilmelidir. (HGK.18.4.2001 tarih 2001/12-354 E. 2001/367 K.)
Kaldıki İİK.nun 45.maddesi gereğince rehinle temin edilmiş alacak için öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerekli ise de, aynı madde gereğince rehin tutarı alacağı karşılamadığı takdirde haciz yoluyla da takip yapılabilir. Somut olayda rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmış olup, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile de haciz yoluyla takip yapıldığı görülmektedir. Alacağın tümünün rehinle karşılanamayacağı belli olduğuna göre tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile sözü edilen bu takibin yapılmasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 18.4.2001 tarih 2001/12-354-367 sayılı kararı)
Açıklanan nedenlerle, mahkemece borçlu N.M.Y. hakkında da itirazın kaldırılması gerekirken yazılı şekilde reddi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy