MAHKEMESİ : Söke İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23/03/2009
NUMARASI : 2008/54-2009/95
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
7201 Sayılı Tebligat Kanununun 12. maddesine göre hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de tebligat yapılacak yetkili kişiler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerlerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ orda hazır bulunan memur veya müstahdemlerden birisine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde ise selahiyetli kişilerin bulunmadığının tebliğ mazbatasında gösterilmesi lüzumu hüküm altına alınmıştır. Bu ilkeler, H.G.K.nun 22.6.1988 tarih ve 1998/12-266 sayılı kararında da kabul edilmiştir.
5393 Sayılı Belediye Kanununun 37. maddesine göre belediyeyi, belediye başkanı temsil eder.
Somut olayda, İ.İ.K.’nun 89.maddesi gereğince şikayetçi Belediye adına çıkarılan birinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin “zabıta ...........................'a”, ikinci haciz ihbarnamesinin ise “evrak kabul memuru .............................'ya” tebliğ edildiği tebliğ görülmektedir. Yapılan tebliğ işlemlerinde, tebliğ memurunca Tebligat Tüzüğünün 18. maddesi uyarınca belediye başkanının veya ondan sonraki yetkili kişinin belediyede olup olmadığı araştırılmamış ve tebliğ mazbatasında gösterilmemiştir. Bu nedenle tebliğ işlemleri yukarıda belirtilen düzenlemelere aykırı olarak yapılmış olup, usulüne uygun bulunmamaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanununun 32.maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Bu durumda 7201 Sayılı Kanunun 32.maddesine göre İİK. nun 89/1 maddesi uyarınca gönderilen birinci haciz ihbarının tebliğ tarihi olarak şikayet dilekçesinde bildirilen 10.03.2008 tarihinin kabulü gerekmekle, şikayetçinin icra dairesine sunduğu 12.03.2008 tarihli itiraz süresindedir. Birinci haciz ihbarına süresinde itiraz edilmesi nedeniyle artık şikayetçiye ikinci haciz ihbarnamesi çıkarılamaz. Bu nedenle birbirine bağlı işlemlerden oluşan uygulamada, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri yok hükmündedir. Dolayısı ile yasanın bu hükmüne aykırı olarak çıkarılan 89/2 ve 89/3 haciz ihbarlarına karşı şikayet İ.İ.K.’nun 16/2.maddesine göre, bir hakkın yerine getirilmesi ile ilgili olduğundan süreye de tabi değildir. Açıklanan bu ilkelere göre icra mahkemesince birinci haciz ihbarı tebliğ tarihinin 10.03.2008 olduğuna ve ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 17/11/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.