MAHKEMESİ : Çarşamba İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/02/2009
NUMARASI : 2009/28-2009/20
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklının 02.10.2000 tarihinde borçlu A. K. aleyhine başlattığı takibin kesinleşmesi üzerine, 13.12.1999 tarihinde nizalı taşınmazı satın alarak malik olan borçlunun taşınmazına 08.11.2000 tarihinde haciz uygulanmıştır. Bu haciz düştükden sonra Çarşamba 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/454-484 K. sayılı 24.12.2002 tarihli ilamı ile borçluya ait 2400/6400 hissenin iptali ile Ş.A. terekesi adına tapuya tesciline, keza Çarşamba 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/163 E, 2006/54 K. sayılı 08.03.2006 tarihli ilamı ile de borçlu A. K.adına olan 800/6400 hissenin iptali ile davacı murisi Ş. A. terekesi adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Açılan şufa davaları sonucu kesinleşen her iki ilamla taşınmazın borçlu adına olan tapu kaydı iptal olunarak ilk malik terekesi adına taşınmazın tapuya tesciline karar verilmiştir. Bu maddi olgular karşısında, 10.04.2008 tarihinde dosyanın yenilenmesi sonucu, tapuda tescil işlemi yapılmadığından, taşınmazda hak sahibi olmadığı kesinleşmiş mahkeme ilamı ile sabit olan borçlunun borcu nedeniyle 09.05.2008 tarihinde haciz konulması doğru değildir.
Dairemiz içtihatlarında vurgulanan, haciz tarihi mülkiyetin tespiti açısından önem arzeder ise de ancak somut olayda gözlendiği gibi hacizden önce kesinleşen mahkeme ilamı ile mülkiyet hakkının sona ermesi durumunda, tapu kaydının aleniyeti kadar hukuki değer arzeden kesinleşmiş mahkeme kararının (ilamın) göz ardı edilmesi mümkün değildir. Zira müşteki malikin taşınmazın kendisine ait olduğunu ispat açısından elindeki kesin hüküm karşısında (muhkem kaziye) başvurabileceği başka bir hukuki yol yoktur. Hal böyle olunca, haciz tarihinden önce kesinleşen mahkeme ilamı ile taşınmaz mülkiyetini kazanan müştekinin şikayetinin kabulüne ve haczin iptaline karar vermek gerekirken yazılı gerekçeler ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 17.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.
Full & Egal Universal Law Academy