MAHKEMESİ : Narman İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23/06/2009
NUMARASI : 2009/3-2009/13
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlu, dayanak senetteki imzaya karşı çıkmıştır. İİK'nun 170/b maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 68/a-3.maddesinde "Tatbike medar imza mevcutsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mukayese ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden icra mahkemesi, reddedilen imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirirse itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir. Hakim lüzum görürse oturumun bir defadan fazla talikine meydan vermeyecek surette, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir." hükmü düzenlenmiştir. İİK'nun 170.maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesine göre ise; "İcra mahkemesi 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir." Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK'nun 26.04.2006 tarih 2006/12-259 E, 2006/231 K. sayılı kararı). Bu konuda borçluya süre verilmek sureti ile sonuca gidilemez.
Somut olayda icra mahkemesince, 28.04.2009 tarihli oturumda borçluya 150 TL bilirkişi masrafını yatırması için 20 günlük kesin süre verildiği ve daha sonra da kesin süreye uyulmadığı gerekçesi ile itirazın reddine karar verildiği görülmektedir. Az önce belirtildiği üzere ispat yükü alacaklıya ait olup, imzanın borçluya ait olduğu kesin olarak kanıtlanamamıştır. Mahkemece yapılacak iş, alacaklıya bilirkişi ücretini yatırması için usulüne uygun kesin süre vermek ve oluşacak sonuca göre bir karar tesis etmekten ibarettir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Öte yandan mahkemece, borçlunun borcunu ilk oturumda kabul ettiği belirtilmiş ve bu durum itirazın reddi kararına gerekçe olarak gösterilmiş ise de, 24.02.2009 tarihli ilk oturum tutanağının incelenmesinde, borçlunun, kredi sözleşmesine kefaleti nedeniyle alacaklıya borçlu bulunduğunu, ancak takibe konu bono nedeniyle bir borcunun bulunmadığını beyan ettiği, bu durumda borçlunun takibe dayanak yapılan bonodan kaynaklanan borçla ilgili bir kabulünün bulunmadığı görülmektedir. O halde yukarıda yazılı ilkelere aykırı olan hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 22.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.