MAHKEMESİ : Kadıköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/11/2008
NUMARASI : 2008/875-2008/1620
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 27/04/2009 tarih, 2009/1071-9004 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takibe konu senet bonodur. Zamanaşımı itirazının TTK’nun bu konuda düzenleme getiren 661. ve 662. maddelerine uygun olarak çözümlenmesi gerekir. Kanunda zamanaşımını kesen sebepler teker teker sayılmak suretiyle gösterilmiştir. TTK’nun 662. maddesinde yazılı sebepler tadadi olup, bunlara başkaca zamanaşımını kesici bir sebep ilave edilemez. Anılan maddede sözü edilen “ Dava açılması” ile zamanaşımının kesilmesinden amaç; kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bu talep dolayısıyla genel mahkemede usulüne uygun bir davanın açılmasıdır. Diğer bir deyişle, kanundaki “dava” tabirinden ticari senede dayalı alacağa istinaden açılan eda davasının anlaşılması gerekir. (HGK’nun 20/06/1979 tarih, 1979/11 Esas -34 Karar)
Somut olayda, görülmekte olan dava bu nitelikte olmadığı gibi, takip dosyasının incelenmesinden, zamanaşımının gerçekleştiği takip bölümüne ilişkin olarak, borçluya ait haczi kabil malının bulunmadığına yönelik bir tespit yapılmadığı gibi zamanaşımını keser nitelikte cebri icrayı sürdürme iradesini gösterir takip işlemlerine de rastlanılmamıştır. Yine kesin aciz vesikası düzenlendiğine dair bilgi de görülememiş olup, alacaklı tarafça da bu hususun aksi ileri sürülmemiştir. (İİK’nun 105 ve 143. maddeleri)
Diğer taraftan, borçlunun İİK’nun 71. maddesine dayanan isteminin incelenebilmesi, bu istemin belli bir süre içinde ileri sürülmesi koşuluna bağlı değildir. İcra İflas Kanununda “Süreler” ayrıntısıyla tadadi olarak düzenlendiği halde sözü edilen süre yönünden yasal bir düzenleme mevcut değildir. Yine 71. maddede, göndermede bulunan aynı kanunun 33/a maddesinde borçlu için herhangi bir başvuru süresi de yer almamaktadır. İkinci fıkradaki 7 günlük süre ise, kesinleşen icranın geri bırakılması kararlarına karşı alacaklının genel mahkemelerde dava açabilmesi için getirilmiştir. Ayrıca zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması isteği, icra müdürünün re’sen nazara alacağı bir husus olmadığı için, şikayet olarak kabul edilmez. Bu itibarla kanunun 16. maddesindeki 7 günlük şikayet süresinin de somut olayda uygulanmasına olanak yoktur. (Yargıtay HGK’nun 01/11/1998 tarih, 1998/12-763 Esas, 1998/797 Sayılı Kararı.)
Açıklanan nedenlerle takip hukuku yönünden zamanaşımı gerçekleşmiş olup, icranın bu nedenlerle geri bırakılmasına karar verilmesi yerindedir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin yukarıda açıklanan nedenlerle (REDDİNE), takdiren 195,00 TL para cezasının ve tahsil edilen 32,30 TL ilam harcının mahsubu ile kalan 3,20 TL harcın karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir yazılmasına, 12/01/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy