MAHKEMESİ : Ankara 8. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/05/2009
NUMARASI : 2009/117-2009/607
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklının, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlattığı takipte, takip dayanağı, üç ayrı şirketin oluşturduğu iş ortaklığının temsilcisi tarafından imzalanan çektir. Adi ortaklardan ...San.Tur.Dış Tic.Ltd.Şti. yasal süresi içerisinde icra mahkemesi nezdinde borca ve takibe itirazda bulunmuştur. Mahkemece, 26.05.2009 tarih 2009/117 E, 607 K. sayılı ilamla, temsile yetkili kılınan E. A..'a kambiyo senedi düzenlemek için özel yetki verilmediğinden bahis1e muteriz ortak yönünden İİK'nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmiş, anılan karar alacaklı vekili tarafından, kararın bozulması istemiyle temyiz olunmuştur.
Öncelikle belirtelim ki, Borçlar Kanunu'nun 533.maddesi son cümlesinde "ortaklığı idare yetkisi tanınan şerik, şirketi ve bütün şerikleri üçüncü şahıslara karşı temsil etmek hakkını haiz sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Ortaklık sözleşmesi ile kendisine yasada belirtilen idare yetkisi tanınan şerik, ortak olabileceği gibi, atanan üçüncü bir kişi de olabilir. Borçlar Kanunu'nun 533.maddesinin son fıkrasında açıklandığı üzere bu kişinin ortaklığı temsil yetkisinin olduğu tartışmasızdır. Ayrıca ortaklığı idare ve temsil yetkisi bulunan temsilcinin yapacağı işlem ortakları üçüncü şahıslara karşı eşit olarak sorumlu kılar. Nitekim, Borçlar Kanunu'nun 534.maddesi "hilafı mukavele edilmiş olmadıkça, şerikler birlikte yahut mümessil vasıtasiyle üçüncü şahıslara karşı deruhde etmiş oldukları borçlardan müteselsilen mesu1 olurlar" hükmünü getirmiştir. Bir başka anlatımla, adi ortaklığın yetkilileri adi ortaklığın borcundan şahsen sorumlu olmazlar.
İki veya daha fazla işletmenin belli bir amacı oluşturmak için katkılarını birleştirdikleri ortaklığın tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenledir ki, Borçlar Kanunu'nda düzenlenen adi ortaklıkta temsil önem arz etmektedir. Adi ortaklığın ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm yer almadığı sürece, idareci ortağın yapacağı işlemler diğer ortakları bağlar. İdareci ortağın statüsü Borçlar Kanunu'nun 449.maddesinde düzenlenen ticari mümessile benzer bir nitelik taşır. Aynı Kanunun 450.maddesi gereğince de, ticari mümessilin (Borçlar Kanunu'nun 388.maddesi gereğince özel bir yetki aranmaksızın) kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin olduğunun kabulü zorunludur. Nitekim, Dairemiz ile ilgili Hukuk Genel Kurulu önüne gelen bir uyuşmazlıkta (2008/12-825 E., 2009/32 K. 28.01.2009 tarihli HGK. kararı) yukarıda açıklanan kurallar aynen benimsenmiştir.
Hal böyle olunca; somut olayda adi ortaklığı temsil yetkisi olan temsilcinin, imzaladığı çekten doğan borçtan dolayı diğer ortaklarda müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Mahkemece itirazın reddine karar vermek gerekirken kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı veki1inin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle IlK 366 ve HUMK'nun 4280 maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 11.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.