MAHKEMESİ : Mustafakemalpaşa İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/01/2009
NUMARASI : 2007/100-2009/3
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 48.maddesi hükmüne göre; "Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar."
Ayrıca takip yapan yabancı alacaklı kurumun, teminat tutarını Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki Kanun hükümleri dahilinde, döviz olarak Merkez Bankasına depo etmesi gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.12.1987 gün, 1987/6358-6710 sayılı ve 12.Hukuk Dairesinin 21.10.1978 gün 10741/10531 sayılı kararları-Baki Kuru, HUMK, C.IV, sahife 4200, 4207 ve devamı) Kamu düzeni ile ilgili bu hususun mahkemece re'sen göz önünde tutulması icap eder.
Somut olayda, Adalet Bakanlığının 14.02.2008 tarihli yazısından yunan uyruklu alacaklının teminattan muaf olmadığı, bunun üzerine mahkemece alacaklı vekiline, 55.500 YTL teminatın yatırılması konusunda verilen, 28.6.2007 tarihli önelede uyulmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Takip şartına ilişkin ve re'sen dikkate alınması gerekli olan bu kuralın yerine getirilmemiş olması nedeniyle, borçlu vekilinin bu yöne ilişkin şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi isabetsizdir. Öte yandan takip konusu 74.000 YTL lik çekte keşide yeri ve keşide tarihi bulunmamaktadır. Bu durumda takip konusu senet çek vasfında olmadığından (TTK.693/1.) ve borç da kabul edilmediğinden, bu yöne ilişkin borçlu vekilinin şikayetinin İİK.nun 170/a-2.maddesi uyarınca kabulü yerine reddi de doğru olmadığı gibi, kabule göre de maktu vekalet ücreti yerine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde görülmemiştir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 07.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy