MAHKEMESİ : Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/11/2008
NUMARASI : 2008/132-2008/979
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlattığı takibe karşı borçlu şirket çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını belirterek imza inkarında bulunmuş, yapılan inceleme sonucunda keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığının tesbiti üzerine mahkemece takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Borçlar Kanunun 388/son maddesine göre; hususi selahiyeti haiz olmadıkça vekil dava ikame edemez, sulh olamaz tahkim edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz. Bu durumda ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına görede vekile verilen vekaletnamede çek düzenlenmesi için açıkca yetki verilmesi zorunludur. Alacaklı vekili 27.06.2008 tarihli cevap dilekçesinde, birden fazla kişinin çek keşide etmeye yetkili kılınıp kılınmadığının tesbiti ile imza örneklerinin alınmasını talep etmiş mahkemece yazılan yazıya Garanti Bankasınca verilen cevap ve eklerine göre borçlu şirket temsilcisinin Finike Noterliğinin 07.02.2007 tarih ve 1153 yevmiye nolu vekaletname uyarınca O. K..e çek ve senet yazmaya, ciro etmeye bunları kullanmaya yetki verdiği görülmüştür. Bu durumda, O. K.. borçlu şirket adına çek düzenlemeyi de içeren vekaletnameye dayanarak borçluyu bankalarda ve ticari işlerde vekaletname uyarınca temsil etmektedir. Bu itibarla vekaletname kapsamında çeki imza etmeye açıkca yetki verildiğinden bu şahıs tarafından şirket adına düzenlenecek çekten dolayı borçlu şirket sorumlu olur. Mahkemece alacaklı vekilinin iddiası doğrultusunda sözü edilen vekaletname dikkate alınarak şirket temsilcisinin verdiği vekalet kapsamında çeki düzenlediği iddia edilen O. K.. ün usulüne uygun olarak imza incelemesine esas imza örneklerinin İİK.nun 68/a maddeside dikkate alınarak tesbiti ile bu maddeye göre bilirkişi incelemesi yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 11.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy