MAHKEMESİ : Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk (1. İcra Hukuk) Mahkemesi
TARİHİ : 19/09/2008
NUMARASI : 2008/50-2008/71
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
İcra ve İflas Kanunu'nun 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 9. maddesi, tersine bir yasa hükmü olmadıkça, her davanın, açıldığı tarihte davalının ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğini öngörmektedir. Bu hükme göre, genel yetkili mahkeme davalının ikametgâhı mahkemesidir. 10. maddede ise, sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde dahi dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu hüküm, özel yetkiye ilişkin bir düzenlemeyi içermektedir.
İcra Dairelerinin ve Mahkemelerin yetkisine ilişkin bu yasal hükümler karşısında somut olay değerlendirildiğinde:
Olayda, borçlunun ikametgâhı .... bulunduğundan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 9. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralı uyarınca Ankara İcra Daireleri genel yetkilidir. Ne var ki, aynı kanunun 10. maddesindeki özel yetki kuralına göre, sözleşmenin ifa edileceği yerdeki icra dairesinde de takip yapılabilir.
Karşılıklı edimleri içeren (iki taraflı) sözleşmelerde, ifa yeri belirlenirken, uyuşmazlık konusu ifanın hangi tarafa ait olduğu ve ne şekilde, nerede gerçekleştirileceği esas alınmalıdır. Takibe konu faturaların dayanağı olan taraflar arasındaki satış sözleşmesinde, alıcı borçlunun yükümlendiği edim, satış bedelini ödemektir. Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi, taraflar aksine bir sözleşme yapmamışlarsa para borçlarının alacaklının ikametgâhında ödeneceğini öngörmektedir. Buna göre, para borçlarında, borcun ifa edileceği (para borcunun ödeneceği) yer, alacaklının ikamet ettiği yerdir. Ancak bu gibi hallerde Borçlar Kanunun 73. maddesinin uygulanabilmesi içinde akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir. Somut olayda akdi ilişki borçlu tarafından reddedilmemiş olup, satış bedelinin ödeneceği yer faturalarda da yazılı değildir. Bu durumda borçlunun edimi yönünden borcun ifa edileceği yer, alacaklının ikametgâhının bulunduğu Kemalpaşa olduğuna ve icra takibi de satış bedelinin ödetilmesi istemiyle yapıldığına göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca Kemalpaşa İcra Daireleri de özel yetkiye sahiptir.Özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz ise de, onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel hem de özel yetkili icra dairesinde veya mahkemede açılabilir. Bu durumda, somut olayda icra takibinin yapıldığı Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğu açıktır. (Hukuk Genel Kurulu’nun 16.02.2005 tarih ve 2005/19–63 esas, 2005/61 karar sayılı kararı)
O halde, mahkemece borçlunun yetki itirazının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 26.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy