MAHKEMESİ : Bursa 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/12/2008
NUMARASI : 2008/881-2008/877
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinin kesinleşmesinden sonra oluşan zamanaşımı nedeniyle borçlu tarafından İİK. nun 71 ve 33-a maddeleri uyarınca icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına karar verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.
Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde çek olduğundan, olaya TTK.nun 726 ve 730. maddelerinin göndermesi ile aynı kanunun 662 ve 663. maddelerinin uygulanması gerekmektedir. Borçlar Kanunu’nun 133.maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve T.T.K.’nun 730/18.maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 662.maddesi, zamanaşımının hangi sebeplerle kesileceğini sınırlı bir şekilde açıklamıştır. Bu sebeplerden biri de dava açılmasıdır. Anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmekte olup, bu davanın kimin tarafından açılacak bir dava olduğu hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak borçlu tarafından açılacak davada, alacaklı durumundaki davalının itirazını defi yolu ile ileri sürdüğü cihetle, borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekir. Nitekim Yargıtay HGK. nun 20.1.1996 tarih 1996/12–654 esas 1996/805 karar sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir.
Somut olayda borçlu tarafından 21.12.2004 tarihinde Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’ne 2004/654 esas, sayılı menfi tespit davası açıldığı ve 28.05.2007 tarihinde davanın reddine karar verildiği, bu davanın açıldığı tarihe kadar da zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda menfi tespit davası zamanaşımını keseceğinden ve kararın kesinleşme tarihine kadar zamanaşımı işlemeyeceğinden, mahkemece borçlu isteminin reddi yerine kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 21.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.