MAHKEMESİ : Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/11/2008
NUMARASI : 2007/1453-2008/1063
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
7201 Sayılı Tebligat Kanununun 12.maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat, selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13.maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları halde tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birisine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde de selahiyetli kişilerin bulunmadığının tebliğ mazbatasında gösterilmesi lüzumu hüküm altına alınmıştır.
İ.İ.K.’nun 89.maddesi gereğince şikayetçi şirket adına çıkarılan birinci haciz ihbarnamesi şirket yetkilisi bulunmadığı açıklaması ile daimi işçisi Ş. B.imzasına tebliğ edilmiştir. Tebliğ işlemi bu hali ile Tebligat Kanununun 12.maddesine uygun ise de şirket adına tebligat yapılan Ş. B.’nin tebliğ işleminin muhatabı olan şikayetçi şirketin değil başka bir şirketin işçisi olduğu sigorta kayıtları ile sabittir. Bu nedenle anılan tebliğ işlemi Tebligat Kanununun 13.maddesi hükmüne aykırı olmakla usulsüzdür.
İ.İ.K. nun 89.maddesi gereğince şikayetçi şirket adına çıkarılan ikinci haciz ihbarnamesi ise muhatabın yetkilisi olduğunu beyan eden Z.A. imzasına tebliğ edilmiştir. Ancak dosya içinde mevcut 13.04.2005 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre Z.A.’ın şirketin yetkili temsilcilerinden olmadığı görülmektedir. Bu nedenle ikinci haciz ihbarnamesi tebliğ işlemi 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 12.maddesi hükmüne ve usule aykırı olup, usulsüzdür.
Öte yandan üçüncü haciz ihbarnamesinin muhatabın daimi işçisi sıfatı ile M.V.’a tebliğ edildiği görülmektedir. Bu durumda Tebligat Tüzüğü’nün 18. maddesine aykırı olarak borçlu şirket yetkililerinin tebligat tarihinde adreste bulunmadığı belirlenmeden doğrudan doğruya temsil yetkisi bulunmayan şirket çalışanına yapılan tebligat usulüne uygun bulunmamaktadır. Bu ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 22.06.1988 tarih 1988/12-266 sayılı kararında da kabul edilmiştir.
Bu durumda 7201 Sayılı Kanunun 32.maddesine göre İİK. nun 89/1 maddesi uyarınca gönderilen birinci haciz ihbarının tebliğ tarihi olarak şikayet dilekçesinde bildirilen 25.12.2007 tarihinin kabulü gerekmekle, şikayetçinin icra dairesine sunduğu 28.12.2007 tarihli itiraz süresindedir. Birinci haciz ihbarına süresinde itiraz edilmesi nedeniyle artık şikayetçiye ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamesi çıkarılamaz. Bu nedenle birbirine bağlı işlemlerden oluşan uygulamada, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri yok hükmündedir. Dolayısı ile yasanın bu hükmüne aykırı olarak çıkarılan 89/2 ve 89/3 haciz ihbarlarına karşı şikayet İ.İ.K.’nun 16/2.maddesine göre, bir hakkın yerine getirilmesi ile ilgili olduğundan süreye tabi değildir. Açıklanan bu ilkelere göre icra mahkemesince şikayetin kabulü ile birinci haciz ihbarı tebliğ tarihinin 25.12.2007 olduğuna karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle istemin reddi tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 23/06/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy