MAHKEMESİ : Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/02/2009
NUMARASI : 2009/8-2009/159
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 28. maddesi ve Teblgat Tüzüğünün 46,47,48. ve 50. maddelerinde açıklandığı gibi, ilanen tebliğ, ancak adresi meçhul olanlara yapılır. Bir şahsın adresinin meçhul sayılabilmesi için Tebligat Kanunu’nun ve Tüzüğün ilgili hükümlerine göre tebliğ imkansızlığının anlaşılması, 13. maddeye göre yapılan soruşturmaya rağmen “ikametgah, mesken, işyerinin” bulunmaması lazımdır. Muhatabın adresinin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına tebliğ mazbatasına şerh verdirilmek suretiyle tespit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran mercii lüzum görürse, muhatabın adresini resmi veya hususi müessese veya dairelerden zabıta marifetiyle tahkik ve tespit ettirebilir. İlanen tebligat başvurulacak son çaredir. Belirtilen inceleme ve soruşturmayı kapsamayan adres araştırması ile yetinilerek adresin meçhul olduğunun kabulü ve sonuçta tebligatın ilanen yapılması savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatasıdır.
Somut olayda borçlu hakkında noter ihtar belgesine dayalı olarak başlatılan takipte örnek (49) numaralı ödeme emri, noter ihtarında belirtilen "D.cad.....B./Ankara" adresine tebliğ için çıkarılmış, ancak adreste tanınmadığı, muhtarlık kaydı bulunmadığı gerekçesiyle 17.12.2004 tarihinde tebliğ edilmeksizin iade edilmiştir. Alacaklı vekilinin 14.1.2005 tarihli talebi üzerine zabıta araştırması yapılması için yazılmış, ilgili müdürlük tarafından verilen 31.1.2005 tarihli cevabi yazıda, borçlunun anılan adreste ikamet etmediği, muhtarlık kayıtlarında da adının geçmediği, çevrede tanınmadığı bildirilmiştir. Alacaklı vekili tarafından bu cevabi yazıdan sonra 2.5.2005 tarihinde yapılan başvuruda şikayetçi borçlu yönünden yeniden adres tahkiki istenmiş, aynı gün Emniyet Müdürlüğüne yazılan bu araştırma yazısına ilişkin cevap beklenmeksizin alacaklı vekili tarafından 23.6.2005 tarihinde borçluya ilanen tebligat yapılması istenmiş ve talep doğrultusunda borçluya (49) ödeme emri 26.5.2005 tarihinde Tasvir Gazetesinde, (103) tebligatı da yine 13.2.2008 tarihinde Belde Gazetesinde ilanen tebliğ olunmuştur.
Dosyada mevcut 2.5.2005 tarihli zabıtta araştırmasının 12.7.2005 tarihini taşıyan cevabi yazısı ve ekindeki tutanakların incelenmesinden borçluya ulaşılabilecek adreslerin mevcut olduğu görülmektedir. TK.nun 10.maddesinde yer alan "Tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı" hükmü nazara alınmaksızın ve anılan cevabi yazı beklenmeksizin borçluya yapılan ilanen tebligat işlemlerinde isabet bulunmamaktadır. Mahkemece, açıklanan nedenlerle borçlu isteminin 7201 sayılı Tebligat Kanununun 32.maddesine göre kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddi yönünde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 06.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy