MAHKEMESİ : Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/12/2008
NUMARASI : 2008/198-2008/1157
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu şirket kendisine gönderilen örnek 10 nolu ödeme emrine karşı süresi içerisinde icra mahkemesine verdiği dilekçede, takibe konu çek altındaki imzanın borçlu şirket yetkililerine ait olmadığını iddia ederek takibin durdurulmasını talep etmiştir.
Mahkemece aldırılan 12.5.2008 tarihli tek kişilik bilirkişi raporunda, çekte atılı imzanın borçlu şirket yetkilisi C.A.eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır. Borçlu vekilinin itirazı üzerine, 3 kişilik Emniyet Genel Müdürlüğü Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü Grafoloji ve Sahtecilik uzmanlarınca verilen 29.5.2008 tarihli raporda, çekteki keşideci imzasının borçlu şirket yetkilisi C. A. eli ürünü olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir görüşüne yer verilmiştir.
Her iki rapor arasındaki çelişkiyi gidermek üzere Jandarma Genel Komutanlığı İhtisas Biriminden alınan 27.11.2008 tarihli raporda sonuç olarak, inceleme konusu çek üzerinde atılı bulunan söz konusu imzanın C.A.'ın eli ürünü olabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İcra mahkemesi, İİK.nun 170/3.maddesinin göndermesi ile aynı kanunun 68.maddesinin 4.fıkrasına göre yapacağı inceleme sonucunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse, itirazın kabulüne karar verir. Bu hüküm ile, kesin görüş ifade etmeyen, ihtimale dayalı ibarelerle sonuca gidilemeyeceği açıklanmaktadır. Bu durumda farklı görüş ifade eden ve icra mahkemesinin seçimi ile elde edilen raporlar arasındaki farklılık, Jandarma Genel Komutanlığı Ekspertiz raporu ile giderilememiş, böylece ulaşılan sonuç, hüküm verilmesine yetecek açıklık ve niteliğe kavuşmamıştır.
O halde mahkemece, bilirkişi raporları arasındaki aykırılık yeniden ve en az 3 kişiden oluşturulacak bilirkişiler aracılığıyla giderilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, imzanın kesin olarak borçluya ait olduğu tespit ve ispat edilemediğinden bahisle imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 14/04/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy