MAHKEMESİ : İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/03/2010
NUMARASI : 2009/74-2010/488
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlar Kanununun 133.maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve Türk Ticaret Kanununun 730/18.maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 662.maddesi zamanaşımının hangi sebeplerle kesileceğini sınırlı bir şekilde açıklamıştır. Bu sebeplerden biri de, dava açılmasıdır. Anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmekte olup, bu davanın kimin tarafından açılacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Borçlunun açacağı menfi tespit davasında, alacaklı durumundaki davalı, iddiasını def'i yolu ile ileri sürer ise, borçlunun açtığı dava bu nedenle zamanaşımını keser. (HGK.nun 22.02.1984 T. 198/11-716 E. - 1984/141 K.) (HGK.nun 20.11.1996 tarih ve 1996/12-654 E - 1996/805 K.)
Somut olayda çeke dayalı olarak 14/12/2006 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılmış olup, örnek 10 ödeme emri borçlu şirkete 08/12/2006 tarihinde tebliğ edilmek sureti ile takip kesinleşmiştir. Daha sonra, borçlu şirketin, 12/02/2007 tarihinde İstanbul 14. Ticaret Mahkemesinde 2007/103 Esas nolu dosya üzerinden takibe konu çeklerden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti ve çeklerin iptali için dava açtığı, 24/03/2010 tarihine duruşma günü verildiği görülmektedir. Anılan bu davada alacaklı vekili, 19/03/2006 tarihli cevap dilekçesinde, özetle lehtar ........................ ile aralarında aktedilen faktoring sözleşmesi uyarınca takibe konu çeklerin müvekkili şirkete ciro edildiğini, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, keşidecinin lehtara karşı def'ilerini kendilerine yöneltemeyeceklerini iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. Alacaklı böylece menfi tespit davasında iddiasını def'i yoluyla ileri sürdüğü için borçlunun açtığı dava zamanaşımını keser.
O halde mahkemece, takibin kesinleşmesinden sonra 6 aylık çek zamanaşımı dolmadığından itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, itirazın kabulü ile takibin zamanaşımı nedeniyle geri bırakılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 07/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy