MAHKEMESİ : Karşıyaka 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/07/2010
NUMARASI : 2010/434-2010/529
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK. nun 149.maddesine göre; “İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir.” Alacaklı tarafından ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmemesi durumunda ise icra müdürü, İİK. nun 149/b maddesi uyarınca muaccel alacaklar için borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa aynı Kanunun 60. maddesine göre birer ödeme gönderir. İİK. nun 150/a maddesine göre ise ödeme emrine itiraz hakkında 62. maddeden 72. maddeye kadar olan hükümler uygulanır. Ancak, ipotek kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese bile, borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran banka ve kredi kuruluşları tarafından, İİK. nun 150/ı maddesindeki koşulun oluşması halinde bu maddede yapılan gönderme nedeniyle İİK. nun 149.maddesi uyarınca borçluya icra emri tebliğ edilebilir.
Somut olayda, alacaklı banka tarafından, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığı ve borçluya örnek 9 numaralı ödeme emri tebliğ edildiği görülmektedir. Borçlular hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi yapabilmesi, bir diğer ifade ile borçluya ödeme emri tebliğ ettirebilmesi için, alacaklının ipotek akit tablosuna dayanması ve takip talebine eklemesi yeterli olup, ipoteğin niteliğinin ve ihtarname tebliğ edilip edilmemesinin bir önemi yoktur. Bu hususlar ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapılması, yani borçluya icra emri tebliğ ettirilmesi halinde önem arzetmektedir. Çünkü bu durumda İİK. nun 149 ya da 150/ı maddesindeki koşulların mevcudiyeti aranacaktır. Borçluların ipoteğin teminat ipoteği olduğu, hesap katı ihtarının tebliğ edilmediği ve borç miktarının belirlenmediği itirazları, borca itiraz niteliğinde olup, takibin şekline göre yasal süre içerisinde icra dairesine bildirilmelidir. Bu iddiaların, alacaklının itirazın kaldırılması talebi üzerine icra mahkemesinde tartışılacağı tabidir.
O halde mahkemece, borçluların diğer şikayet nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 16/05/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy