MAHKEMESİ : İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/12/2010
NUMARASI : 2010/1010-2010/1302
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı banka tarafından, takip borçluları hakkında genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır. 09.07.2009 tarihinde başlatılan bu takipten sonra İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.07.2009 tarih ve 2009/1578 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararı alınmış, bu karar 24.07.2009 tarihinde icra dosyasına ibraz edilerek ihtiyati haciz kararının infazı sağlamıştır. Takip borçlularından şikayetçi A.. A.'a (7) örnek ödeme emri 29.07.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu tarafından yasal süresinde (30.07.2009'da) itiraz dilekçesi (icra müdürlüğüne) sunulmuştur. Aynı borçlu tarafından icra müdürlüğüne yapılan başvuruda; yasal süresinde itirazın iptali davası açılmadığı gerekçesiyle hakkındaki tüm haciz ve blokelerin kaldırılması talebinde bulunulmuş; icra müdürlüğü tarafından bu talebin reddedilmesi üzerine icra mahkemesi nezdinde öne sürülen şikayet dilekçesiyle anılan müdürlük işlemi şikayet konusu yapılmış ve hacizlerin kaldırılması isteminde bulunulmuştur.
Bilindiği üzere, İİK'nun 67. maddesinde "talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat etmek suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmü düzenlenmiştir. Aynı kanunun 68. maddesinde de "Talebine itiraz edilen alacaklının... itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebileceği" açık hükme bağlanmıştır.
Her iki madde düzenlenmesine göre, alacaklının bu yönde dava açma süresi, borçlu itirazının kendisine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu süre, yasadan kaynaklanan hak düşürücü süre olup, mahkemece resen gözetilmelidir. Dosya kapsamında borçlunun takibe itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ olunduğuna dair bir belge bulunmamaktadır. Bu durumda 1 yıllık ve 6 aylık sürelerin geçtiğinden söz etmek mümkün değildir.
Mahkemece anılan bu durum gözetilmeksizin aksine düşüncelerle şikayetin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Ayrıca, borçlunun 12.10.2010 tarihli şikayet dilekçesinin sonuç kısmında "haczin kaldırılması ve icra müdürlüğünün ret kararının iptali" isteminde bulunulmuştur.
HUMK'nun 74. maddesine göre; "kanunu medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere, hakim, her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez." Anılan yasa maddesinden de anlaşılacağı üzere; mahkeme, tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya talebin dışında bir şeye hükmedemez. O halde mahkemece, şikayetçi borçlunun talebinin değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken talep dışına çıkılarak "takibin iptali" yönünde hüküm tesis edilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 13/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.