MAHKEMESİ : Denizli 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/12/2008
NUMARASI : 2007/611-2008/840
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Takip dayanağı Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 25.07.2006 tarihli kararına göre 25.499,88 TL'nin BDDK ve SPK'dan yarı yarıya olmak üzere 25.02.2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş olup, ilam alacaklı tarafından 29.06.2007 tarihinde takibe konulmuştur. Borçlunun işlemiş faiz miktarının fahiş olduğu ve harcın mükerrer istendiği iddiasına dayalı şikayeti üzerine, mahkemece 28.08.2008 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek, bu inceleme için 150.00.YTL. bilirkişi ücretinin mahkeme veznesine depo edilmesi için borçlu vekiline süre verildiği ara kararın yerine getirilmemesi üzerine şikayetçiye 16.10.2008 tarihli celsede kesin mehil verildiği görülmektedir.
HUMK.'un 163 ve 159. maddeleri, taraflara belli işlemleri belli edilen sürelerde yapmaları için sınırlamalar getirmiştir. Bu sürelerin bir kısmı yasa metninde yer almış, bir kısmı ise hâkimin takdirine bırakılmıştır. Süre tayini hâkimin takdirine bırakılan hallerde yapılacak işlemin niteliğine göre makul bir süre belirlenmelidir. Hâkimin verdiği ve kesin olduğunu belirttiği sürede taraf belirtilen işlemi mutlaka yapmalıdır. Sürenin bitiminden sonra belirtilen işlemin yapılması mümkün değildir. Şayet yapılmamış ise taraf bu konudaki hakkını kaybeder. Özetlemek gerekir ise; kesin süre, hakkın zayi olması gibi ağır bir müeyyideye bağlanmıştır.
HUMK.'un 275. maddesi, çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasını öngörmektedir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.
Somut olayda dava tarihinden takip tarihine kadar talep edilebilecek işlemiş faiz miktarının hesaplanması ve ilama aykırı mükerrer alacak kalemi talebinin bulunup bulunmadığının tesbiti, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile mümkün olup, çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmemektedir. Mahkemece anılan konuda bilirkişi incelemesine karar verilmesi ve hakkın zayi olması gibi ağır bir müeyyideye bağlanan kesin süre tayin edilmesi yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun değildir. O halde anılan tarihler arasındaki faiz miktarı ve ilama aykırılık iddiası mahkemece denetlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişi ücreti yönünden kesin süreye uyulmadığından bahisle istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 26/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.