MAHKEMESİ : Şarkikaraağaç İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/02/2011
NUMARASI : 2008/4-2011/1
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı, borçlunun, dayanak bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, itirazın kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Yetki itirazının kabulüne karar verildiği tarih itibariyle yürürlükte olan HUMK'nun 193.maddesi gereğince, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının, karşı tarafa, görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur. Her iki halde de, görevsizlik veya yetkisizlik kararına karşı temyiz süresinin sona erdiği veya Yargıtay'ın onama kararının tebliğ edildiği tarihten başlayarak on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kağıdı tebliğ ettirilmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır. Aynı kural takip hukukunda da geçerlidir.
Somut olayda, alacaklı vekilinin, yetkisiz icra dairesi olan Besni'de, borçlu hakkında 12/02/2006 tarihinde icra takibine başladığı, borçlunun süresinde yetki itirazı üzerine Besni İcra Mahkemesi'nin 10/12/2007 tarih ve 2007/50-42 sayılı kararı ile, Besni İcra Müdürlüğü'nün yetkisizliğine, talep halinde dosyanın yetkili Şarkikaraağaç İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verildiği, kararın 24/12/2007 tarihinde kesinleştiği, alacaklı vekilinin ise Besni İcra Müdürlüğü'ne 25/01/2008 tarihinde başvurarak, dosyanın yetkili Şarkikaraağaç İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesini istediği görülmektedir.
Bu durumda, alacaklı, gönderme talebi tarihinde yürürlükte olan HUMK'nun 193.maddesinde öngörülen on günlük yasal süreden sonra, dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi isteminde bulunduğundan, mahkemece, HUMK’nun 193. maddesi hükmünün kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle kararın alacaklı vekilince temyiz edilmesi halinde dahi, Hukuk Genel Kurulu’nun 06/10/2004 tarih ve 2004/1-433 sayılı kararında da benimsendiği gibi, aleyhe bozma ilkesi nazara alınamayacağından,öncelikle HUMK'nun 193.maddesi uyarınca re'sen takibin açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin itirazın esasının incelenerek hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de; İİK.nun 170/son maddesi hükmüne göre itirazın kabulüne karar verilmesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklı aleyhine takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata, alacağın % 10’u oranında para cezasına hükmedilir. Somut olayda, kanunda öngörülen % 20 oranının ne sebeple aşıldığı açıklanmadan alacaklı aleyhine % 40 oranında inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 16/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy