MAHKEMESİ : Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/10/2011
NUMARASI : 2011/815-2011/1089
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK'nun 149. maddesi gereğince icra müdürlüğü ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü kişi tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Anılan maddede sözü edilen bu husus aralarında zorunlu takip arkadaşlığı olan borçlu ile rehin veren üçüncü kişi hakkında birlikte takip yapılmasını gerektirir.
Medeni Kanun'un 887. maddesi gereğince ipotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değil ise de, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması bu istemin hem borçluya hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır.
Somut olayda icra takibi sadece kredi borçlusu hakkında başlatılmıştır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre asıl borçlu hakkında takip yapıldığından ipotek veren yönünden yukarıda yazılı madde hükmü yerine getirilerek üçüncü kişi hakkında da takip yapılması ve kredi borçlusu hakkındaki takiple birleştirilmesi mümkündür. Mahkemece; alacaklı tarafından Medeni Kanun'un 802. maddesi uyarınca ipotek borçlusuna ihtar tebliği ve borç muaccel hale geldikten sonra adı geçen hakkında yeniden takip yapılması ve daha sonra da bu dosya ile birleştirilmesi konusunda alacaklı tarafa mehil verilmesi ve bu işlemlerin yerine getirilmemesi halinde takibin iptal edilmesi gerekir.
Kamu düzenine ilişkin bu hususun süresiz şikayete tabi olduğu ve mahkemece resen göz önüne alınması gerekirken, aksine düşüncelerle kendisine icra emri tebliğ edilmediği halde takipten haberdar olduğu gerekçesiyle borçlunun şikayetinin süreden reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.